Friday, November 24th, 2017

TESADÜF

Ağustos 11, 2009 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

Eve doğru iyice yaklaşmıştı. Tam o sırada, kendisine doğru koşan, sokak köpeklerini gördü. Pek korkamasa da tedirgin oldu birden. Sayılarını sayamayacağı kadar kalabalık ; karanlıkta hepsini seçemeyecek kadar çok gözüküyorlardı. Evinin olduğu bahçeye girebilmesi için yedi sekiz ev vardı ve şimdilik bu hızla içeriye girmesi imkansızdı. Koşmayı düşündü ama bunun iyi bir fikir olmadığını biliyordu üstelik istemeden dikkatlerini kendi üzerine çekebilir, hatta biri tarafından ısırılabilirdi. “Şimdi ne yapacağım” diye düşünürken, hemen yanın da duran ve ışığıyla ortalığı aydınlatan binanın girişi gözüne ilişti. Koşmakla koşmamak arasında, estetik bir hareketle kendisini binanın içine attı. İlk düşündüğü şey binanın giriş kapısını kapatmak oldu. Bu düşüncesini gerçekleştirmek üzereydi ki bir el onu durdurdu; O’da kendisini çabucak içeriye atıverdi. Ne kadar hızlı ve sessiz olmaya çalışsalarda köpeklerin dikkatini çekmişlerdi. Az önce kapanan kapının hemen önünde yine sayılarını bilmedikleri ama oldukça gürültülü köpek sürüsü onlara doğru havlıyordu. Deniz; bir kaç saniye içinde olanları tam olarak kavrayamamanın verdiği bir telaşla kendisini hemen bir adım geriden gelen kişiye dayadı. Elleriyle onun kollarını sıkıyordu. Mevsimin kış olması üzerinde ceket olduğunu düşündürdü. Yüreği ağzında olanları anlamaya çalışıyordu Deniz.

Elleri, karşısında kimin olduğunu bilmediği birinin kollarını sıkıyordu.Yüzü, iliklenmemiş ceketin içinde . Algılayabileceği ne varsa algılıyordu Deniz. Hiç tanımayıp sarıldığı biri bir erkek olmalıydı. Erkeklere has bir koku ve adını bilmediği acayip şuh parfümü vardı. Zaten belli belirsiz onu hissediyordu. Birden uyandı kendini çekme vakti geldiğini anladı; çünkü köpeklerin havlaması bitmişdi. Kendisini geri çekip , kokusuyla içini titreten kişinin yüzüne doğru bakmak için bir adım geri attı. Kafasını kaldırırken kazağına deydiği için elektriklenen uzun saçlarını düzelterek ona doğru bakarken kapı otomatiği söndü.

“İyimisiniz” sorusuna kuru bir “evet” dedi.
” Evet, evet iyiyim.”

Hala çok yakındılar , çok yakın bir mesafen konuşuyorlardı. Adamın ona soru sormasıyla nefesinin yüzüne doğru geldiğini hissetti , yüzünde tarcın kokusu dalgalandı. “Acaba sahlep mi içti” diye düşündü. Yüzüne doğru bakabilmek için yüzünü kaldırmak zorunda kaldı demek ki karşısındaki de yüzünü eymek. Birden kendi nefesininde ona gideceğini bildiğinden konuşmakta tereddüt etti. Acaba nefesi kokuyormudur diye. “Aman Allah’ım titreyecekmiyim” diye düşünüyordu. Kitaplardan çıkmış karaktermiş gibi neredeyse ona aşık olacak kadar yakındı artık.

İkinci cümle , “Gerçekden iyi misiniz “oldu.

Köpekler geldiği gibi gitmişlerdi. Henüz dışarıya çıkacak kadar cesaretli değildi. Bundan sonrasında ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Ama hala çok yakın bir mesafedeydiler ve bu koku onu bitirmek üzereydi. Dudaklarını ağzının içine alıp ,elektriklenen saçlarını düzeltip kendisini biraz daha çekdi. Sonra belli belirsiz gülümsedi Deniz.

“Kusura bakmayın” dedi kısaca. Bu sefer yüzüne bakabiliyordu. Her şey tam net olmasada gözleri karanlığa alışmış seçebiliyordu. Bu görüntü sıkıntılı ve gergin bir ruh hali yaratıyordu kendisinde. Kokusu bulunduğu tüm alana yayılmış, özel bir yetenekle sanki düşüncelerine hükmediyordu. Çekim kuvveti denen şey varsa iki insan arasında ; bunu yaşıyordu Deniz tek başına. Yine ister istemez kapının camından dışarıya baktı; Gördüğü tabloda bir değişim olmuşmudur diye. Ne söyleyeceğini bilmiyordu ama aklının kendisinden hızla uzaklaştığını biliyordu.

Her ikiside sustu. Deniz’in kendisinden bir parça daha uzaklaşmasından yararlanarak O’da başını döndürüp sokak kapısının camından boynunu hafifçe eğerek baktı. Sonra bir iki adım attı ve kapı otomatiğini elleriyle aradı ve buldu. Deniz onu izliyordu. İlk gördüğü şeyle gözlerini kapattı.” Kahretsin!” diye geçirdi nerdeyse ağlayacaktı. “Ne önemi var” diyemiyordu bir bağlılık yeminini gördü sol elinin parmağında. Tarcın kokusunu ağzının içinde hissetmeyi istedi, tekrar boynunun hemen altına saklanmak düşündüklerine inanamayarak.

“Tekrar geçmiş olsun size iyi akşamlar.”

Hiç bir şey diyemedi yine. Kimdi adı neydi bilemedi. Bir daha görme umudu olup olmadığını da bilmiyordu. “Gitme” dedi ama içinden. “Bana ne yapdın böyle? “Asla unutamayacağı bir çift siyah göz, harika bir gülümseme ,müthiş bir ten kokusu ve tarçın kalmışdı Deniz’in elinde.

Deniz; yarım dakikalık yaşamın değişen tarafından kendisine kalan acıyı yaşıyordu. Neredeyse ağlayacaktı. Neyseki bir adım sonra bahçesinde olacağı evine gidecekti. Öfkesinden ağlamamaya çalışıyordu. “Hiç değilse adını sorsaydım. Bir kere daha görseydim” dedi. ” Artık evinin bahçesindeydi.

– Anne tarçın var mı?

TuyKalem.Org

“TESADÜF” için 6 cevap

  1. Savaş Çocuğu dedi ki:

    Daha öncede buna benzer bir olay yaşadığımı anlatmıştım sana. Gerçekten çok etkilendim. umarım diğer okuyucularda beğenirler.

  2. Renkleri ve içeriğiyle çok hoş olmuş. Kitap yazıları yer aldıkça yolum çok düşer. Kolay gelsin 🙂

  3. Emine dedi ki:

    Size ait bir yazı sanırım? çok güzel olmuş tebrikler. Yazılarınızı severek takip edeceğim.

  4. dağınık o"da dedi ki:

    öncelikle hayırlı olsun

    çok güzel olmuş buralar=)
    bol paylaşımlara …

    hikayeyi daha önce okumuştum
    sizin sayfanızdan okuduğum ilk hikaye olarak hatırlıyorum ama umarım yanlış hatırlamıyorumdur=)

    sevgiler ..

  5. Deniz dedi ki:

    İnsanın kursağında bırakmışsın be… Acayip etkilendim ben. Hemen hemen herkesin hayatında vardır bu türden bir şey…

  6. Vildan dedi ki:

    Nefesimi tutmuş karnımı kasmışım satırları aşağıya doğru hızla okurken …. Köpeklerden kurtarılmanın bedeli… Aşk olmuş 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir