Kadının Günü
Mart 8, 2011 by Tüy Kalem
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler
Sadece kadına değil insana uygulanacak her şiddete karşı çıkmak gerekir. Sonuçlarını konuşmaktan önce, öncelerini çözme gerekliliğinden ve tüm her şeyin başında yine bir kadın olduğuna inandığımdan bu tür günler bana özellikle bazı duyguları aşılayıp daha önemsememi sağlamıyor. Zaten önemsenecek neyse onu her zaman önemsemek gerçekten çözülmesi için her daim çalışmak gerekir düşüncesindeyim. İstatistik oranları, eğitim [...]
Hayattan Geçen Kadın
Aralık 6, 2010 by Tüy Kalem
Filed under Kişisel Bir Şey, Son Eklenenler
Bir an gözleri takıldı. Rengi değişmişti. “İnsan ölmeden önce öleceğini bilir”; sözünü anımsattı kendine. Renginin değişmiş olması ile bunu nasıl bağdaştırdı bilemedi. Düşündüğü tek kendiydi. Biraz daha yaklaştı. Bu sefer biraz daha değişmiş buldu kendini. “Ne kadar zaman oldu?” diye sordu. Cevapları zamanın net bilinmesi değil kendine böyle bakmadığını unutalı ne kadar oldu, demekti. Gözlerinin [...]
Küsmeliydik
Ocak 22, 2010 by Tüy Kalem
Filed under Kişisel Bir Şey
Bilmeyi istiyor muydum? Mecbur olduğunuz noktalar var hayatta. Size adı konmadan bildiğiniz. Akla ilk gelen size bundan sonra, bundan sonra ne olacak sorusu. Ufacık detaylarda hatırlanan tüm anlar ve saklanılanlar. Bir kar tanesi gizeminde vazgeçmiş ruh hali. Hızla tırın altına doğru gittiğimi biliyordum… Geçen yıl bu vakitler kızımın ilk yaşını kutlamıştık. Ondan önceki yıl da [...]
Eğreti Gelinler – Şükriye Kozalı
Ocak 21, 2010 by Tüy Kalem
Filed under Kütüphanem
Ergen erkek gençliğine sunulmuş tecrübeli kadınlar. Günümüzde son derece çirkin gelse de yıllarca birçok ana oğullarına yol yordam göstersin diye bu kadınları tutmuşlar. Yani kendilerinin eğitemediği erkekleri eğitsinler düşüncesiyle. İyi erkek nasıl olur, evine nasıl bakar, kadınına nasıl koca olur öğrensin istenirmiş. Daha mutlu olsun diye dadı adıyla, hayatı öğrensin diye kapatma tarzıyla Osmanlı’dan günümüze [...]
Düşes – Amanda Foreman
Aralık 16, 2009 by Tüy Kalem
Filed under Kütüphanem, Yabancı Kitaplar
Kitapların beyaz perdeye aktarılmasını bende genellikle hayal kırıklığı yaratır. Çünkü benim okurken hayalini kurduğum yürüyüşü, konuşmayı, öpüşmeyi, inkârı, ihaneti bulamam. Bazen tipini severim okuduğum karakterin bazen de huyunu. Yazarların yere göğe sığdıramadıkları kahramanları benim penceremde farklı görünür. Onun için de okuduklarımı görmemeyi tercih ederim. Arada sırada da olsa tam tersi durumlarda olmuyor değil. Önce izlediğim [...]