Tuesday, November 21st, 2017

Size Bisikletle Nasıl Tanıştığımı Anlatmıştım Peki Ya Nasıl Sevdiğimi?

Ağustos 27, 2014 by  
Filed under Pedalla Gelsin Hayat, Son Eklenenler

bisikletcilerDüşüncelerimi kiminle paylaşsam hemen valiz toplamaktan ve daha önce lezzetlerini bildikleri mekânları anlatan arkadaşlarımla tam olarak anlaşılmadığımın farkına vararak konuşmalarımı hiç açmamış gibi ertelemekten öteye geçemiyordum. Çünkü üç beş günlük eğlence için neredeyse tüm dolabı boşaltmayı sevenlerdendim ve kıyafetlerimin öncesinde ve sonrasında defalarda yıkanıp kurutulup ütülenmesi süreçlerine hasret değildim. Zaten her şey bir yana istediğim bu değildi. Hala hayatın tüm renklerini sevmiyordum ve aradığım huzurla yorgunluk arası eğlenceyle başarma duygusu arasında bir şeydi sanırım. İşte tam oralarda bir yerlerde sıkışmış kalmış gibiydim. Sonra sonra ve yine sonra gerçekten varlığından keyif alacağıma başlarken bile şüphe duyduğum bisikletle tanıştım. Düşünün hem sıkışmışsınız hem de size sunulmuş güzel bir fırsata mırın kırın eden bir tipsiniz. ( gerçekten kendime bile çekilmez olabiliyorum ve bir kez daha teşekkürler İlker) Nasıl anlatmalı bilmiyorum çünkü sanırım tam olarak bana verdiği duyguyu kelimelerimle geçiremeyeceğimi düşünüyorum.

Deneyelim mi?

Pedallamaya başlamak için illa sıkılmaya, bunalmaya, depresyondayım nasıl kurtulayım havasına girmeye gerek yok. Tamamen bacaklarınız ile yüzünüzde bedeniz de hissettiğiniz rüzgârla alakalı bir durum. Bir kere hem çok kalabalık hem de kendi içsel ihtiyacınızı giderebilecek kadar yalnız oluyorsunuz. Başardık duygusuna da kapılabilirsiniz başardım da… Gece turları git gide size gündüz gibi gelir ve bazen havlayan köpekler yüzünden panikleyip kendinizle beraber hemen sizin arkanızdan gelen arkadaşınızı da tehlikeye atarsınız. Park halinde bir araç varsa sağda diye olabildiğince bağırır; “kasis, çukur, mazgal, cam” bunlar o mantığın devamında birbirlerimizi uyarmak için kullandığımız diğer kelimelerdir. Bazen az konuşmak rüzgârınızın tadını doyasıya çıkarmak ister bazen tam tersi sadece kendine ayırdığı anı ısrarla konuşarak başka biri için sabote edebilirsiniz. Kızmak, gücenmek, alınmış olmamak eleştiriyi ya da uyarıyı kulak arkası etmemek önemlidir. Tüm her şeyin içinde 30 km’lik gidişleri arabanızla bir çırpıda nasıl da zahmetsiz gittiğinizi düşünür, araç içinde hiç fark etmediğiniz yokuşların çokluğuna şaşırır, yere atılmış ilginç çöplerle şehrinizin eğri büğrü kaldırımlarına anlam yüklersiniz. Sonra çaylar içilir, icap ediyorsa yemekler yenir, dinlenilir, nasıl geldim konuşmaları yapılır oradan buradan hayata katılanlar hakkında konuşulup geldiğiniz gibi dönmeye çalışırsınız. Ama bir şekilde hep dönersiniz. Evinize bazen sabaha karşı bazen gece yarısını biraz gece geldiğinizde uzun zamandır her şeyin sizin için daha farklı olduğunu zaten bilirsiniz. İşte her şeyi bisikletin ta kendisi verir ve karşılığında sizden tek beklediği kendisini bir köşede bekletmemenizdir.

Bisiklet sen benim her şeyimsin.

Not: Bir arada bisiklet düşmanları ile sürücü tacizleri hakkında konuşalım oldu mu? Hadi kaçtım ben…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir