Saturday, December 16th, 2017

ŞİFA NİYETİNE

Eylül 1, 2009 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

Ustasından “aferim” almaya kararlıydı bugün. O, gelmeden önce dondurmanın ön hazırlığını yapacaktı. Bir yandan da endişeleniyordu. Dün üçyüz kilogram alınan süte şöyle bir baktı ve kendi kendine altmış kilogram kadar sütle denemeye karar verdi. Çünkü ; ustasının yardımı olmadan ilk kez deneyecekti ve onca sütü ziyan etme endişesi taşıyordu. Hemen koca bir kazan içinde duran sütten beş litrelik ölçü gösteren bir kapla altmış litre olabilecek kadar sütü ayırmaya başladı. Ustası gibi kazanın üzerine temiz bir tülbent serdi ;gözden kaçabilecek küçük toz, tüy parçaları için bir önlemdi. Ustası olsa göz kararıyla ayırırdı ama onun da kendisini bu denli yetiştireceği zamanları olacaktı. Diğerine göre küçük ama altmış litre sütü rahat alan kazanı ocağın üzerine koydu. Üzerindeki tülbenti aldı “birazdan yıkarım” düşüncesiyle temiz lovabanın içine attı. Süt biraz ılıklaşınca içine koyacağı şekeri, kullanacağı sahlep miktarını ayarlamak istiyordu. Bu gün bu işi mutlaka bileğinin hakkıyla yapmak istiyordu.

Buraya iki yıl önce bu vakitler gelmişti. Elleri birbirine kenetlenmiş ,hangi ayağını hangisinin üzerine koyacağını bilmeden, kendisinin dilenci sanılmasından korkarak ustasını görmüştü. Elinde kocaman bir kürekle , devamlı dönen taze dondurmayı çıkartıyor ve orta genişlikte süt beyazı kapların içine dolduruyordu. Tepelemeden yaptığı bu işlem bittikten sonra adının soğan zarı olduğunu öğreneceği belli belirsiz şeffaf bir kağıt parçasıyla kapatıyordu. Ustası kafasını bile kaldırmadan “Kızım para vermiyoruz poğaca falan istersen ön tarafa geç oradan versinler burası arka kapı” demişti. Nagehan kendisinin bile zor duyduğu bir sesle önce “Yok “ diyebilmiş sonra utancından bedeninin terlediğini hatta korku koktuğunu duyarak “Ben iş bakıyorum” diyebilmişti. Ustası o zaman kafısını kaldırmış sonra arkasına dönüp “Bir tabure getirin ; sıcak çayla birlikte yanına birde poğaca kesin “demişti. İşte bu imalathaneye ilk adımını bu şekilde atmıştı.

İçeri girer girmez hemen sağ tarafta genişce bir lavabo vardı. Lavabonın yanında beş bölümden oluşan bir dondurma çevirme makinesi. Sol duvarda raflar vardı. Tüm dondurma malzemeleri bu raflarda dizili duruyordu. Odanın tam ortasında iki pişirme ocağı ortadaki duvara yaslı duruyordu.

Hemen iki adım atıp süte baktı sonra iki adım yana yürüyüp lavaboya gidip musluğu açıp sağ elini suya tuttu ve serçe parmağını süte şöyle bir batırdı. Daha vakti vardı ama süt kaynamadan önce ekleyeceği şekeri terazide tarttı; sonra dönüp lavaboda duran bir kaç parça bulaşığı yıkamaya başladı.

Düşünüyordu tabiki. Ne iyi günde yolu denk gelmişti bu üretim evine. Gerçekten ihtiyaçtan mı yoksa ona acıdığından mı işe almıştı bilemedi. İlk günler sadece dondurmaya ilave edilecek meyveleri defalarca bol suyla yıkayıp onları doğruyor dondurma üretilen kazanları temizliyor ustasının önlüğünü yıkıyarak kimseyle konuşmadan sessiz sakin günlerini geçiriyordu; Taki çırak çocuklardan biri sıcak tulumba kazanını eldivensiz tutana kadar. Ellerinin acısıyla inleyen Volkan ağlamakla ağlamamak arasında yüzünü buruştururken O dondurucuda duran bir tutam dondurmadan kesip poşetlere koymuş onlarıda ellerinin üzerine koyana kadar herkez ne yaptığına anlam verememişti. Bu hareket onun bir anda sevilmesini sağlamıştı. Dondurmanın bereketi o an için şifa olmuştu.

Uyanır gibi kendisine gelip az önce tarttığı şekeri bu kez sıcaklığını kontrol etmediği sütün içine boşalttı. Sonra geniş, tahtadan bir kürek yardımıyla karıştırdı. On dakika içinde süt kaynayacaktı hemen bir hesap daha yaptı kafasından. Süte kaynayınca ilave edeceği şekeri tarttı, hazırladığı şekerin içine gram olarak kattığı avrupa sahlepi ve normal sahlepi katıp harmanladı. Dondurma yapmanın mutlak çeşitli yolları vardı ama, O; ustasının yanındaydı ve onunkisini öğrenmişti. Süt iki tık yapar yapmaz kalan malzemeyi içine ilave etti ,altını kıstı;bir saat kadar kaynamaya bıraktı. Mama kıvamına gelince altını kapatacaktı.Nagehan ileride bir gün kendisini yetiştirip ustasınında iznini alarak adını verdiği bir dondurmacı açmak istiyordu. Biraz düşünerek biraz hazırlık yaparak sütün dondurma yapılmadan önceki kıvamını alması tamamlanmıştı. Birazdan ocağın üstünden kazanı alacak O kazanıda soğuması için beş altı saat bekletecekti. Soğuma işlemi olduktan sonra her biri en az yirmi dakika çevrilecek sekiz litrelik karışımı dondurma makinesi boşaltacak ve sade dondurma yapacaktı. Bu işlemin tamamını bitirmesi 2,5 satti alıcaktı. Ama olsun sonunda Aferim alacaktı.

Kıvamı tamamlanan kazanı kaldırdı kapıya doğru yürüyordu; kendisini sessizliğe o kadar kaptırmıştı ki ustasının “kolay gelsin” sözüyle irkilmiş kadınlara has tepki vererek elindeki kazanı var güçüyle atıvermişti. “Aman Allah’ım.” dedi içinden “Aman Allah’ım.”Gözlerini açmadan sol eli ile üst çenesini çekti sağ elinide kalbinin üzerine koydu Birilerinin acıdan bağırdığını duymayı bekliyordu. Ses gelmeyince buharın yüzüne değen sıcaklığıyla gözlerini açtı . Suçlu suçlu bakarak af diliyordu.

Ustasından ilk duyduğu şey; “ hemen bir parça dondurmayı poşete koy “ oldu. “Ayağımın üzerine koyacağım. “

“ŞİFA NİYETİNE” için 8 cevap

  1. aktifmutfak dedi ki:

    öyle heyecanlı okudum ki…bitince hani devamı dedim yaa..bu kitaptan alıntı falan mı sen mi yazdın Serap cım..sonunu merak ettim resmen..sevgiler..

  2. Tüy Kalem dedi ki:

    Yok canım bir yerden alıntı değil. Bunu da kendim yazdım. Beyenmene çok sevindim. 🙂

  3. aktifmutfak dedi ki:

    eee hani devamı:)) bana neee..yaz bitir yayınla..ben de gidip alıp önce sana imzalatayım sonra okuyim:)

  4. Tüy Kalem dedi ki:

    Nasıl içten nasıl samimi bir cevap öyle. Teşekkür ederim 🙂 Aslında çok isterim bir gün adımı taşıyan bir kitabım çıksın. Bunlar her gün biraz daha yaklaşan düşüncemi kamçılıyor. 🙂

  5. Haluk dedi ki:

    Anaaa, binbir dikkatle o kadar uğraş, sonra heba olsun emekler… Bence o kızın eli bi daha dener, senin elin de yazar 😀

  6. Savaş Çocuğu dedi ki:

    Sana katılıyorum Aktif 🙂 hikayenin sonuna geldiğinde insan öyle bir dalıyorki hani devamı demeden edemiyor.
    Ama ben bunu Sevgili Serap’ın bir çok makalesinde yaşıyorum. Yani yetmiyor bana da 🙂 diyorum ki, kitabı olsa da doya doya okusam. 🙂

  7. Tüy Kalem dedi ki:

    Efendim ne güzel birbirinden değerli isimleri evimde görüyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.

    Diğer yandan bu sakar kızcağız gibilerini anlatacak nice şeyler hep benimle kalsın istiyorum. Hazırda sizlerle buluşturmak istediğim bitmiş kitaplarım var. Bakalım artık bu kış yayınevi kovalayacağım 🙂

  8. Emine dedi ki:

    Değerli Serap Hanım.
    yazılarınızı büyük bir zevkle takip ediyorum. özellikle hikayeleriniz gerçekten çok etkileyici. doğru yoldasınız sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir