Tuesday, November 21st, 2017

Sese Özlem

Eylül 8, 2009 by  
Filed under Şah-Mat

Bir gün bir şekilde mikrofonla tanışıp onunla sarmaş dolaş olmaya başlarsanız onun kendine has güven duygusuna hemen kapılırsınız. Bu kapılış sizin yeteneğiniz ve kendinize olan sahiplenme duygunuzla başarılı işler olarak karşınıza çıkar. Zaman sizi nasıl şekillendirirse şekillendirsin, geçmiş içiniz de ve yüzünüzü hiç görmemiş insanların sahiplenici sevgisiyle başardım duygusunu taşırsınız. Sonra değişir dünya sorarsınız “Adaletin Bu mu Dünya? Sizi hiç kırmayacak insanların desteğiyle belki de her gün sesinizle buluşma fırsatını tadında bırakırsınız. Daha profesyonellik her daim yanı başınızda…

Bizim zamanımızda mp3ler yoktu. Bilgisayar monitöründen listelenmiş isimlerden seçilmezdi şarkılar. Potans anlam taşır, her gelen sesinin ayarlarını yapardı. Mikser üzerinde elleriniz otomatik işler arka odaya gidip gelmenizi kolaylaştıracak tekerlekli sandalyenizle tüm albümlerin raflardaki sıralanışı bilirdiniz. Hatta kaset ve cd zamanına denk gelir benim radyoculuğum. Şarkınız döner kasetçalarda hadi dersin cd deneyeyim sandalyenizi kendiniz var gücünüzle itersiniz albümlerin olduğu odaya ve sol elinizle alırsınız yerlerini ezberlediğiniz albümlerden kendinizce ve yine ezberlenmiş birinci, beşinci, yedinci şarkı çalmaya başlarsınız. İntro da bilinir çok iyi. Şarkının üzerine konuşmadan anons geçilir ve potans tekrar sese kapalı müziğe açık yayına devredilir.

O dönemlerin bilmiş hali mevcut tabi. Çokta mütevazı olamıyorsunuz deneyim çok olunca. Radyo artı birçok insanın çok basite aldığı seslendirme zamanının müthiş heyecanı. Bence en az dizi oyuncuları kadar para almaları gerekir seslendiren kişilerin ve montaj işlerini yapanların. Çünkü ağlayan, bağıran, aşkını anlatan, cinselliğin doruğunda olan, çalan, yalan söyleyen, hakaret eden, nefret eden birini sesinizle ifade etmek kolay değildir. Ben ilk seslendirme işimde bir hemşireyi konuşturacaktım. Cümle aynen şu: “Buyurun nasıl yardımcı olabilirim?” Sonra cevap alıyorum ve devam ediyorum. “Anladım efendim fakat yardımcı olmam mümkün değil” cümlem biter bitmez telefon çalıyor ve ben yine iki cümle daha konuşuyorum. Belki dersiniz ki bu ne kadar zor olabilir ki inan bana abartmadan söylüyorum iki saatlik bir zamanımızı almıştı. Aşırı heyecan ve sesimi kontrol edememekten kaynaklanan sıkıntı. Ama sonraları alışıyorsunuz. Türkiye de bir numara kim derseniz söyleyeyim hemen size Toprak Sergen.

Şimdiler artık böyle değil. Mp3 zamanlarını gördüm bende ama tadı kalmadı. Her şey elinizin altında. Yayına teslim kişiler yayınları seviyesizlikleriyle çoğu zaman mahvediyor. (Kişisel düşüncem) Alt tarafı bir şarkı anonsu yapacak ama içinde saklı hayat bilgisi çok sıkıcı oluyor. Yayınlar denetlenmiyor maalesef eskisi gibi. Biz devamlı dinlerdik birbirlerimizi. Tabi radyo programı yapan özellikle yerel radyocular kendilerini kimlerin dinlediğini biliyorlar mı? Herhalde hepimiz ergenlik sıkıntısı içinde değiliz. Bırakın ergenlik dönemini kendi yavrularımızın sıkıntılarıyla yeniliyoruz hayatı : ) .

Konu geniş olunca anlatacak çok şey var haliyle. Ne hikâyeler ne maceralar çıkar. Ama bu meslek bana kontrollü olmayı ve sakinliği kattı. Birde eğitimli konuşkanlığımı. Hiç bilmem ki ben konuşurken biri beni dinlemesin. “Düzgün Türkçe doğru iletişim” en sık kullandığım cümlelerimdendir. Nedense paylaşmak istedim. Esasında konusu itibariyle biraz yakın biraz uzak vladimir yazısını okuyunca bende farklı bir katılım yapmak istedim.

Mikrofon önümde kulaklık kulağımda sesimin kulağıma dönmesine o kadar alışan ben son şarkımı Teoman’la yapmıştım. “Gönülçelen”. O zamanlar çok popülerdi. Rock ağırlıklı bir yayın yapardık biz. O yüzden Birçok ismi kimse bilmezken biz bilir dağılan gruplarını dağılmadan ve birey olmadan dinlerdik sık sık. Sevdim ben bu işi. Ama şimdiki daha iyi : )

“Sese Özlem” için bir cevap

  1. dağınık o"da dedi ki:

    o zamanınızı dinlemek isterdim
    sizi okumak ayrı bir zevk zaten
    birde dinlesek =)
    şimdilerde birçok insan sanırım benim gibi
    sadece şarkı çalsın istiyordur hala radyo dinlemeyi bırakmış değilim özellikle yerel radyolar
    kendi şehirlerine yakışacak şarkılar seçiyorlar=)en azından benim dinlediğim öyle..
    bu arada kitap olayına da en kısa zamanda başlamalısın bende katılıyorum arkadaşlara bir an önce okumayı isterim bende..

    sevgiler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir