Thursday, November 23rd, 2017

Olur Bazen

Temmuz 19, 2010 by  
Filed under O ve Z nin Hikayesi, Son Eklenenler

Nietzsche, bir keresinde bir inekle insan arasındaki en büyük farkın ineğin nasıl var olacağını, geleceğin korkularını ve geçmişin yükünü taşımadan, içinde bulunduğu mutlu anda herhangi bir kaygı duymaksızın nasıl yaşayabileceğini bilmesi olduğunu yazmıştır. Okuduğum kitaptan kısacık bir bölüm. Anlatmaya başka bir örnekle devam eder ve derki; “Çifte mutsuzluk” yaşayan bazı insanları anlatır, şöyle ki, umutsuzdurlar, ama umutsuz olduklarını fark edemeyecek kadar kendilerini aldatırlar. Yani istemek, anlık tatmin, can sıkıntısı ve daha fazlasını istemek… Sonsuz arzu döngüsünü kendi içinde keşfedip etmediğini sormak istiyorum dedi?  Ben düşündüm.

Yani gerçekten keşiflerimizi tam olarak yapıp yapamadığımız konusunda çok doğru ifade olduğunu düşünüyorum.  Hani hep bahsedilen kısır döngünün kararlılık aşamasında alıcılarımızı, özelliklerimizi değiştiriyoruz sanırım.  Varsa gerçekte altıncı his, zorluklarına rağmen, olaylara serin bakabilmek olabilir. Can yakıcı olmasından ziyade gerçekte olup olmadığını bilmek önemlidir bence. Hani derler ya kimse sizi sizden daha iyi düşünemez diye. Belki onca gereksiz saçma sapan sıkıntı, kendimize vermemiz gereken düşünme payını ayırmıyor olmamızdandır. Onun için bazılarımız daha cesur, daha mutlu ve anlık anları kaçırmayı ret eden ekipten oluyor. Kendime gerekli önemi vermeye çabaladığımı düşündüm.  Hani o ilk on saniye dedikleri anın bu denli yaşama dâhil etmişliğimin sebebi düşünme işini bir şekilde süreklilik haline getirmemden kaynaklanıyor galiba. Yani bazıları tanımak için üç beş görüşme ihtiyacı duyup bir insanı sevip sevemediklerine karar vermeye çalışırken, benim için kısacık bir an yeterli oluyor.

Çifte mutsuzluğun örnek zenginliği sizin bazılarından uzaklaşmanızı sağlar. Çünkü umudunun bittiğini bilmekle kendini iyileştirme çabasını ancak kişinin kendisi becerebilir. Bu yüzden eskiler çok kıymetli. Hesapları görülmüş, bitmiş, geçmiş. Hüzünde, mutlulukta, varsa düzeltmede bitmiş. Yani bitmişliklerini gönül rahatlığıyla yeniden aklımıza getirirken raf ömrü için yaptığımız çalışmaları unutuyoruz ve bugün bu yüzden bu denli sıkıcı oluyor bazen.   Sorumluluk değil de daha hoyrat bakan aktif bedenin başkaları tarafından artık şöyle oldun böyle oldun sözleriyle şartlı etkilediğini de kabul ediyorum; hep ret ettiğimi paylaşıp, başkalarının etkisiyle yorum yapanları anlayamadığımı da ekliyorum.

Uzun lafın kısası inek olmayı seviyorum tam da bazı sebeplerden dolayı.  İnanılmaz demoralize olduğum, büyük bir hayal kırıklığıyla kapattığım haftayı, profesyonel anlamda ki emeklerim gitti endişesini hafifçe geride bırakıldı tarafımdan. Paniğe kapıldım tabi. Bir haftadır sessiz sessiz sindirmeye çalışıyordum durumu. Olur bazen.   Yenisine, başararak kaybetme hazırlığımı bitirdim, güçlendim, öğrendim de geldim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir