Sunday, May 27th, 2018

O Şey

Mart 24, 2011 by  
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler

Hüzün kokan sokaklar ve şiddetin gölgesinde anları fotoğraflanmış insanları gördüm az önce. Ağladım ve herkes ne oldu sana dediğinde cevabım hıçkırığımın daha da hızlanması oldu. İçimin ezilmesi ve o bir anlık saniyenin aklıma saldırısı beni nasıl coşturdu bilemezsiniz.  Dolmuşum belli ki.

Aslında tüm olanlar arasında kaybetme duygusunun yakıcılığı hissetmek dokunuyor belki de. O zaman ne iyi olmak ne de iyi olma inandırıcılığı istenilen gibi olmuyor. Korkuyorum ben sevdiklerimi kaybetme anının bir daha hiç unutulmayacak şekilde fotoğraflanmasından. Yani onları kaybetme öyküm bildiğimiz gibi basit sıradan olsun istiyorum. Bir gazetenin açıklı haber kategorisinde fotoğraflarını görmek istemem. Hiçlik içinde yok olurken o sayfalar birilerinin ayakları altında kalma düşüncesi bile doğabilir, ola ki düşünemeyecek hale gelen üzüntülerden açık bir pencere bulunabilirse.

Biliyorum. Durduk yere bir merakla başlayan bu yolculuk kendimi üzmekle bitti. Ama benim üzüntüm fotoğraflara yansıdıktan hemen sonra kaybolanların yaşam ortaklarının çaresizliği. Hemen acabaya geçiyorum. Gördüğüm o fotoğrafın gerisindekini merak ediyorum. Düşününce öyle beter kilitleniyor ki insan ekrana. Fotoğrafları büyüttüğümde tekrar tekrar hiç görmediğim kadar çok gördüm.  Sonra bir pıt sesi ve baktım ki ıslaklığın sebebi benim.  Tuhafım. Bir hıçkırık çıkacak da kendimi daha beter zorluyorum. Takıldım daha önce de gördüğüm fotoğraflara,  insan olarak ilk kez mi düşünüyorum utancı yaşadım. Öyle dolmuşum ki şimdi bile anlatırken beni buğulayan şeye bıraktım kendimi.  Sabah sabah bir ağlama nöbeti devrettim sonunda. Artık dolmuşum da vesile mi arıyorum; bilemiyorum. Ama pek beter takıldım.

Diyeceğim o ki dünya değişiyor. Belki de daha çok canileşip duygusuzlaşıyoruz. Çıplak gözle ölü görmek kadar doğal binlerce ölüm fotoğrafları günlük yaşantımızda dolaşıyor.  Ama duygusal olarak etkilendiğim kaç fotoğraf var onu bilmiyorum. Müessif paylaşım çok hâlbuki.  Bakmakla okur gibi bakmak arasında ki fark belki de. Ahh nasıl da çok şey yapmak isteyip nasılı bulamamak halinde kalıp en kolay şeyi yapıyorsunuz. Ağlayarak kendinizi rahatlatıyorsunuz. Keşke bir başlangıç noktası olsa. Keşke siyaset yüzünden, din yüzünden, tecavüz yüzünden, eş yüzünden, işkence yüzünden, psikopatlık yüzünden yüzlere yansımış boğazda düğüm bırakan o ifadeler bir saniye önce kayda alınmasa. Keşke o kayıtların hiç hikâyeleri olmasa. Keşke o fotoğrafların sebepleri kendiliğinden yok olsa. Keşke biri ne oldu dediğin de içimde yaşadığımı “takıldığın şeye bak” yerine sessiz kalarak saygıyla belirtse. Keşke hepimiz nasıl iyi olacaksa o şey olabilse…

“O Şey” için bir cevap

  1. Hakan Yılmaz dedi ki:

    bahsettiğin hüzünlü fotoğraf galerisi sanırım. etkilenmemek mümkün değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir