Monday, November 20th, 2017

Mutlu Son Dizi Karmaşası

Kasım 23, 2009 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

Ufacık bir dizi sahnesinin aklında kalan ikili konuşmasına gülümser. Ölmüştür birileri ve oğlunu arayan, birden baba olduğunu anımsayan adamın morg hikâyesi başlar. Morgda yatan aradığı eşkâle uygun biridir. Teşhis edilmesi gerekir.  Ekranda acıklı mimikler, artık akıllarında ne düşünüyorlar da ağlıyorlarsa ıslak ıslak bakışmalar. Adrenalin ya da insanın kalbine işlesin diye bir müzik döşenir görüntülere.  Sorgulama ve çekiştirme başlar karakterleri.

…..

Gerçek ile yalan arasında stres topu olan annesine bakar görür kendini. Zenginlik başa beladır vesselam. Ne şaşırtacak kadar çok olmalı nede arayacak kadar az. Karınca kararınca uygundur. Ele güne muhtaç değiliz çok şükür mantığı ile annesi dizinin ekrana yansıyan görüntüsünü yorumlar. Annesinin hararetli hararetli kurmaca gerçeğe gidişine eşlik eder.


Henüz oyunculardan baba rolündeki teşhis etmemiştir öleni. Yakınımıdır değimlidir belli değildir. Kötü baba olmuştur adam. Toplumda görmeye alışkın olduğumuz türden değildir ya. Eşi zamanında bırakıp gitmiştir. Diziyi izleyenler “ya adam hak etmiştir yâda kadın kötüdür.” Bir şekilde büyümüştür çocuk. İyi niyetlidir çok. Ailesiz olmasına rağmen olabileceği kadar efendi olabilmiştir. Gerisi zaten çocuğun suçu değildir. İyide nereye gitmiştir bu çocuk. Gerçekten ölmüş müdür yoksa feci halde bunalıp saklanmış mıdır? Telefonuna cevap vermez. Eş dost arar durur karakterimizi.

Neredeyse dua edecektir annesi. Çocuk O olsa da olmasa da yaşıyordur nasıl olsa.  Ama anne yüreği ister gerçek olsun, ister kandırmaca kimsenin yavrusuna bir şey olsun istemez. Fark etmese de annesi, nemlenir gözleri. İnsan olgunlaşması böyle bir gerçek sanırım diye geçirir içinden. Annesini kaybettiği haberini almış, kendisini çığlık çığlığa ağlarken hayal eder. Düşünmeyi dahi kabul etmez aklı. Çabucak gönderir görüntüleri.

….

Baba rolündeki oyuncunun kalbi ağzında aklında binlerce keşkelerle kavrulmakta. Keşke oğluma seni seviyorum deseydim, keşke daha çok ilgilenseydim, keşke onu anlasaydım, keşke, keşke,keşke. Ekran değişir. Morga giriş yapılmış, teşhis için morg kabininin kapısının açılmasını beklemektedir. Muhtemelen birazdan arkası yarına bırakılacak ve yine muhtemelen ölmeyecek olan ana karakter için boşuna stres yapıyordu annesi. Ve işte morg kabininin kapısı açılır. Babanın duru yüzünden tuzlu su hızla kendisini yer çekime teslim etmiş. Görüntüye eşlik eden müzik daha baskın hala gelmiştir. Morg görevlisi tüm ağırbaşlılığı ve izleyenler tarafından bu iş yapılır mı sorusu ile bir cesede yönelmekte. İşte tam örtülmemiş bir çift çıplak, mat, soğuk ayak…

Tam o sırada annesi oh der. Görüntü dizinin burada bittiğini gösterir, çeşitli markaların amblemleri ve hiçbir zaman kim olduklarını merak etmediğimiz makyajcısı, ışıkçısı, yönetmen yardımcısının isimleri hızla akar ekrandan.  Annesine soru sormaya hazırlanırken annesi cevap verir.

“İyi bari ya çocuk ölmemiş?”

“Nereden biliyorsun? Daha adam teşhis etmedi bile?”

“Bakmasına gerek yok ki. O ayaklar zengin ayağı mı?”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir