Home » Kişisel Bir Şey » Currently Reading:

Mutlu Son Dizi Karmaşası

Kasım 23, 2009 Kişisel Bir Şey Yorum Yok

Ufacık bir dizi sahnesinin aklında kalan ikili konuşmasına gülümser. Ölmüştür birileri ve oğlunu arayan, birden baba olduğunu anımsayan adamın morg hikâyesi başlar. Morgda yatan aradığı eşkâle uygun biridir. Teşhis edilmesi gerekir.  Ekranda acıklı mimikler, artık akıllarında ne düşünüyorlar da ağlıyorlarsa ıslak ıslak bakışmalar. Adrenalin ya da insanın kalbine işlesin diye bir müzik döşenir görüntülere.  Sorgulama ve çekiştirme başlar karakterleri.

…..

Gerçek ile yalan arasında stres topu olan annesine bakar görür kendini. Zenginlik başa beladır vesselam. Ne şaşırtacak kadar çok olmalı nede arayacak kadar az. Karınca kararınca uygundur. Ele güne muhtaç değiliz çok şükür mantığı ile annesi dizinin ekrana yansıyan görüntüsünü yorumlar. Annesinin hararetli hararetli kurmaca gerçeğe gidişine eşlik eder.


Henüz oyunculardan baba rolündeki teşhis etmemiştir öleni. Yakınımıdır değimlidir belli değildir. Kötü baba olmuştur adam. Toplumda görmeye alışkın olduğumuz türden değildir ya. Eşi zamanında bırakıp gitmiştir. Diziyi izleyenler “ya adam hak etmiştir yâda kadın kötüdür.” Bir şekilde büyümüştür çocuk. İyi niyetlidir çok. Ailesiz olmasına rağmen olabileceği kadar efendi olabilmiştir. Gerisi zaten çocuğun suçu değildir. İyide nereye gitmiştir bu çocuk. Gerçekten ölmüş müdür yoksa feci halde bunalıp saklanmış mıdır? Telefonuna cevap vermez. Eş dost arar durur karakterimizi.

Neredeyse dua edecektir annesi. Çocuk O olsa da olmasa da yaşıyordur nasıl olsa.  Ama anne yüreği ister gerçek olsun, ister kandırmaca kimsenin yavrusuna bir şey olsun istemez. Fark etmese de annesi, nemlenir gözleri. İnsan olgunlaşması böyle bir gerçek sanırım diye geçirir içinden. Annesini kaybettiği haberini almış, kendisini çığlık çığlığa ağlarken hayal eder. Düşünmeyi dahi kabul etmez aklı. Çabucak gönderir görüntüleri.

….

Baba rolündeki oyuncunun kalbi ağzında aklında binlerce keşkelerle kavrulmakta. Keşke oğluma seni seviyorum deseydim, keşke daha çok ilgilenseydim, keşke onu anlasaydım, keşke, keşke,keşke. Ekran değişir. Morga giriş yapılmış, teşhis için morg kabininin kapısının açılmasını beklemektedir. Muhtemelen birazdan arkası yarına bırakılacak ve yine muhtemelen ölmeyecek olan ana karakter için boşuna stres yapıyordu annesi. Ve işte morg kabininin kapısı açılır. Babanın duru yüzünden tuzlu su hızla kendisini yer çekime teslim etmiş. Görüntüye eşlik eden müzik daha baskın hala gelmiştir. Morg görevlisi tüm ağırbaşlılığı ve izleyenler tarafından bu iş yapılır mı sorusu ile bir cesede yönelmekte. İşte tam örtülmemiş bir çift çıplak, mat, soğuk ayak…

Tam o sırada annesi oh der. Görüntü dizinin burada bittiğini gösterir, çeşitli markaların amblemleri ve hiçbir zaman kim olduklarını merak etmediğimiz makyajcısı, ışıkçısı, yönetmen yardımcısının isimleri hızla akar ekrandan.  Annesine soru sormaya hazırlanırken annesi cevap verir.

“İyi bari ya çocuk ölmemiş?”

“Nereden biliyorsun? Daha adam teşhis etmedi bile?”

“Bakmasına gerek yok ki. O ayaklar zengin ayağı mı?”

lsemeli ocuklar vakf

Site ici Arama:

E Posta Abonelik:

E Posta Adresinizi Giriniz:

Tüykalem Facebook

Birazda Müzik :)

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!



Yazıya Yorum Bırakınız:








ilgili yazIlar:

İyi ki Doğdun

Mart 10, 2010

İyi ki Doğdun

Üç kardeşiz biz. İki kız bir oğlan. En büyükleriyim ben. Annemle babam otuz yılı aşkın süredir beraberler; kavuşma hikâyeleri de var. Yokluk ve zorluk gibi kavramlar bizim çok fazla hissettiğimiz duygu değil, ama birlikten kuvvet doğar ve çalışan her zaman kazanır sözü babamızdan örnek aldığımız davranış türlerinden biridir. Annem az, babam çok sever çocukları. Belki [...]

Çocuksuzsanız

Mart 1, 2010

Çocuksuzsanız

Maddi olarak sahip olamayacaklarınız olabilir. Çünkü gücünüz, performansınız yeterli olmayabilir ama sizden sonrakiler için zemin hazırlar emeğiniz. Yine de çabanızın karşılığını alırsınız. Ama canı acıtan sıkan bir durum değildir bu. Tabi bahsettiğim harcanan emektir. Yoksa iş güç sahibi olmamışsın, taşın suyunu çıkartmaya çalışmamışsın ve neden olmuyor diye soruyorsan hiç kendini sorularınla bunaltma derim. Bunlar hayat [...]

Büyütüyorsan Sende Kalsın

Şubat 22, 2010

Büyütüyorsan Sende Kalsın

Gerginliğini kitap sayfalarına yönelerek geride bırakmaya çalışıyordu. “Gerçek insanların sahte sorunları olan sahte insanların oynadığı ve gerçek insanların gerçek sorunlarını unutmak için izlediği…” diye devam eden söze takılı kaldı. Anlayamadı ilk başta ve yeniden okudu cümleyi, yetmedi. Sonra bütün paragrafı okudu ki içinde oluştuğu boşluğu doldurmak ve anlayamadığına kızarak anlama çabasıyla okudu. Sol elinin işaret [...]

Büyüyorken Hastalıklar Hep Vardır Oysa…

Şubat 9, 2010

Büyüyorken Hastalıklar Hep Vardır Oysa…

Çocukları büyütürken en önemli anları onların biraz daha büyüdüğünü anladığınız zamanları sanırım. Minicik genç bir adamım var ki beni kendisine deli gibi sevdalı hale getiren. Zamanı durdurmak istiyorum; Göğsünde uyutma sonra alıştırırsın itirazlarım içinde İlker’e iyi ki beni dinlememişsin demek.  Malum şu yaşlar minicik değil kocaman olmanın özenildiği yaşları ve biz biraz yasaklıyız. Anne bebek [...]

Şiirin Kızkardeşi Öykü – Buket Uzuner

Şubat 5, 2010

Şiirin Kızkardeşi Öykü – Buket Uzuner

Uzuner’in okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum ama kendi kaleminden dökülen öyküleme tarzını sevdim. Aslında okuyanı sıkmaması bakımından ve her hikayede yeni karakterlerle tanışmak ve hepsini yan yana dizdiğiniz de zihninizde birisini seçmek öykülerde başarıyı arttıran etkenlerden. Bu anlamda da bu kitap başarılı bence.
Birbirinden farklı karakterleri özellikle olgun yaş aralığında seçmiş. Beni en çok etkileyen çocukluk aşkına [...]