Sunday, August 18th, 2019

Meraka Yenik

Eylül 29, 2009 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

 Her şey çok karmaşık değildi aslında. Herkes gibi O’da yaşının coşkusunu yaşıyordu. Yaşarken de seçtikleri vardı; öylesine sıradan.  O’da herkes gibi birinde çok uzun süre takılı kaldı. Aynı dünyada yabancı olabilirlerdi ancak. Yaşamaya dair yapılacaklar listeleri her ikisi için farklıydı ve nasıl oluyorsa her ikisi de, bu oyuna uzunca bir süre ses çıkartmadan birbirlerinin yaşantısında olabiliyorlardı. Ama zaman seçimin yapılması için bağırmaya başladığında Sıla tercihini aklından yana yapmıştı. Vazgeçeceği sadece biriydi kazandığı diğeri.

 Sıradan bir çarşı alışverişinde O’nu tesadüfen görene kadar şartlar beklediği gibiydi. Aklını kullanma ve sezgileri konusunda çok iyiydi. Aşkı ile aklı arasında kalacak tiplerden de değildi. Mantık çerçevesinde kendine kazandırdıkları çok iyiydi ama içinden dökülenler farklıydı. O’nu gördükten sonra eşine olan mesafeli hüznünü düşündü. Yanında uyurken, üşürken, bir tatlıyı paylaşırken, anlaşılmakta zorluk çıkartırken ve bilerek kırılırken sorguladıkları vardı. Ve her gece kararının doğru olduğuna inandırmaya çalışıyordu kendisini. Acıyordu çokça ve son günlerde çok düşündüğünden adını sayıklamaktan korkuyordu geceleri.  “Unutmamak bu mu?” diyordu ve geçmişiyle yüzleşmeyi istiyordu.  

 Bir gün bunun olacağını biliyordu. Tercihini kendi gibi birinde yapmıştı. Kötü olan bir şey sıralamak zordu. Kötü aranıyor olsaydı bu kendisinden başkası olamazdı. Kadın olma konusunda tüm haklarına saygı duyan, yatağında sen ne istersin diye soran, kadınını yüz metre öteden tanıyan bir adamın tüm sevgisine sahipti ama yetinmeyi beceremiyordu. Çocukta vermeyi erteliyordu, çünkü gerçekten her yeni sorumlulukta gereksiz yere takılı kalıyordu. Aşkı terk edip aklının tercihine evet demişti; uzun zaman geçti ama çok iyi bir evliliği tehlikeye atmak üzereydi. 

 Her şey, şimdi ki gibi değişmeden önce, Sıla kalbinin seçtiğinin kendisine yetemeyeceğinden korkuyordu. Karşısındaki ise O’na yetememekten. Aslında birlikte olmak nasıl olurdu bilmiyorlardı. Denemek işe yaramaz gibi geliyordu. Altı yıldan sonra nerede olduğunu biliyordu ve bilinmek istiyordu.

 Karşı kaldırımda kıpırdamadan duruyordu. Bakışları sabit bir noktada. Uzaktan izliyordu. Değişecek ne olabilir merakıyla geçmişinden tanıdık adama bakıyordu. Bir gün mutlaka karşılaşacağız dediği adamı izliyordu.  Değişecek bir şey olmayacaktı ama acabalar son bulacaktı. Bu sadece kimseyi incitmeyecek küçük bir hesaplaşmaydı ve yanlış tek bir hareket etmeyeceğini biliyordu. Ağrılarının azalacağını düşünüyordu. Gülümsedi. “Seni hiç unutmadım” demeyecekti ama acaba “Biz diye bir şey olabilir miydi?” diye sormayı istiyordu. Kendi için acıyan bir kalp bulmak kendisini iyi hissettirecekti belki de. Hala sevilecek biri olduğuna inanmak istiyordu.  Aradan uzun zaman geçmişti ve değişen şeyler mutlaka vardı.

 İçeri yönlendirdi bakışlarını. Mesleği hala aynıydı. Henüz fark edilmediğini biliyordu. Bir müşteri ile ilgileniyordu.  Birlikte olduğu dönemlerde “Kesinlikle erkeklere hizmet edeceğim. Kadın ayağını ve kadın ayak kokusunu sevmiyorum “derdi. Erkeklerle çalışması için kadınlardan nefret ettirmediğine sevinmişti. Yâda kendinden sonra daha mı çok sevmişti kadın ayaklarını. O yıllarda küçük numara çalışan nadir ayakkabı firmalardan birinde tezgâhtardı. Uzaktan hareketlerini izlemeye devam etti.  Müşterisinin seçtiği ayakkabıyı ayağında denemesine yardımcı oluyordu. Dışarıdan bakıldığında küçük bir işletmeyi hatırlatsa da iş yerinin adına baktı. Her hangi bir kadın ismi yâda çocuk ismini anımsatmıyordu. Tanıdık bir markanın adı yazılıydı vitrinin üzerini kaplayan tabelada. Acaba kendi işlerinin başına geçmiş olabilir miydi? Sanmıyordu. Hem çok yakın hem çok yabancı  adama gitmek için karşıya geçti. 

Arkası dönüktü. İçeride Sıla, Ahmet ve birde Ahmet’le aynı işi yapan biri vardı.  Adamın yakasında kimliğini göstermek isteyen bir yaka kartı. Hemen yazılanları okudu. Ahmet ve adının İsmail olduğunu yakasından okuduğu için bilen Sıla varlığıyla iki adamın sohbetini bozmuş oldu. Tanınmayı hemen beklemiyordu her şey doğal bir karşılaşma gibi olsun istiyordu. “Otuz yedi numara ayakkabınız var mı?” diye soracaktı ki onunla karşılaştı.“Zamanın yabancılaştırdıklarını anlamasının tam zamanıydı. Göz göze geldiler.

 Söze dökülmüş bir şey yoktu. Uzun zamandan beri biliyorlardı bu türden konuşabilmeyi. Gözleri buğulandı sıcakla soğuk arasında kalan bedenleri alaca alaca oldu.

 Ahmet’in ilk sözleri

 “Hoş geldiniz.  Çok güzel modellerimiz geldi denemek ister misiniz” oldu.

“Evet. Erkek ayakkabısı ayağımda nasıl durur görmek isterim.” dedi gülümsedi.

Çok uzun olmasa bile sohbet ettiler. Ahmet’in de yaka kartı vardı yakasındaydı. Sohbetleri sırasında yaka kartında ki soy ismini okuyunca çoktan unutmuş olduğunu anladı. O’na değil geçmişe gençliğine özlem duyduğunu anladı”. Ayakkabı alacaktı ama almadı. “Kendine iyi bak” son sözü oldu.

 Anne karnı huzuru ve emekle kazanılmış hakkın gülümsemesi dudaklarında, yürüyordu. Hep akılda kalmak, hep aynı kokmak, hep hep olmak yokmuş, anlamıştı. Bu sırada telefonu çaldı ve ekranda eşinin adı yanıp sönüyordu. Telefonu açtı.   Karşıdan eşinin sesini duyar duymaz  “Biliyor musun yaşlılık bize çok yakışacak” dedi. Kazanmıştı…

“Meraka Yenik” için 3 cevap

  1. neslihan dedi ki:

    Bir soru soracam. bu yazını okuduğum ya. benim yaklaşık bir aydır kendime sorduğum fakat kendimin bile cevap vermeye korktuğum bir soru.

    Aşk mı matık mı…..
    Hep ben Aşk derdim. Aşk, yüreğinin götürdüğü yere git. sonunda ayrılık ve hüzünde olsa. Sonuçta olacak olan büyük üzüntü bunu biliyorum. Ama yüreğime söz geçiremiyorum.

    mantık, belki birkaç ay üzülecem, ama birgün mantığımı kullandığımda keşke aşk deseydim demek beni korkutuyor.

    serap, tesadüfe bak, . bu soru kafamı kurcalarken sende bunla ilgili yazı yazman.

  2. Deniz dedi ki:

    Uzun zamandır takip ediyorum sizi. Çok güzel yazıyorsunuz. Nasıl denir bilmiyorum ama mükemmel sözleriniz var.

    Neslihan bence anlatılan şey kalbin birine güven duyması galiba. Aslında birini çok seversin ve güven duyarsın ama yetmeme hali vardır. onun gibi. Aşktan daha çok güvenle gözleri kapamak olabilir. Sevmek şart…

  3. Emine dedi ki:

    yüreğinize sağlık efendim. Bloxxo dan da sıkı takipçinizim. sevgiyle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir