Saturday, December 16th, 2017

İnternet Başı Konuşmacılığı

Mart 1, 2011 by  
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler

İnternet başı konuşmacılığım en aktif 2003 yılına dayanır. Formların, mail adreslerin, msn konuşmalarının friendfeed’lere, twit’lere , facebook’lara dönüşmediği zamanlara. O zamanlar bu denli hızlı, çabuk, eş zamanlı konuşmaları ancak msn üzerinde yapabilirdik. Ya da benim bildiğim oydu.

Klavye de büyüme üstünlüğü nasıl olsa beni kimse bilmiyor, tanımıyor rahatlığından kaynaklandığı konusunda itirazı olan yoktur sanırım. Bu rahatlık ifade özgürlüğü verirken her geçen gün artan nicklerin popüleşmesini de sağlıyor. Anlamlı ya da anlamsız isimlerle kimlik oluşturuluyor; ya tamamen kendimizi ya da böyle olsam nasıl olurduyu ve bunlar da varmışı yazarak gerçekten dikkat çekebiliyorlar. Fark ettiğim şey var ki içine dahil ettikleri konuşkanı okuma meraklılarının, takipçi listelerinde yüksek rakamları gösteriyor olması.  Bu klavye büyümesinde heyecan verici duruma döneşse bile ciddi bilinçaltı baskısına da sebep olurmuş hissi verir gibime geliyor. Binlerce takip edenim olmadığından bu merakımın tecrübesini paylaşmam mümkün değil ama olanlarla, tecrübelilerle konuşmayı isterdim.  Farkında olmadan sorumluluk taşıdıklarına inanıyorlar mı en çok merak ettiğim konulardan.

Yazmak ve iyi yazmak arasında ki farkı her zaman hepimiz kendimize göre değerlendiririz. Onun için her geçen gün çığ gibi yazmayı denemeye, yazılarımızda anlatacaklarımızı belirlemeye ve yazarak tanınalım duygumuz var ise onu elde etmeye çalışıyoruz.  Sınır nerede olmalı ya da sınır olmalı mı  gibi konuşmalara hiç girmiyorum çünkü ben de beğenmiyorsa kişinin okumama hakkının kendi tekelinde olduğunu bildiğini, eleştirmenin eleştirilmeye göre çok daha konforlu olduğunu bildiğinden imkanlarından faydalandığını düşünüyorum. Yüzüm görünsün, yediğim, içtiğim, gezdiğim, dinlediğim sevilsin, seviştiğim bilinsinden farklı bir de iyi eleştiriyi en güzel ben yaparım çıktı.  Bende biraz biraz yemeğe sonradan ilave eder gibi tuzundan ve biberinden faydalanıyorum bu işin tabi ki. Bakın bunu dinliyorum, bakın şunu yemeyi istiyorum gibi ama hep heplerde kalması çok sıkıcı oluyor.

Sosyal ağlarda çekingen kalmak başarıyı getirmiyor bunu biliyoruz. Ama çok konuşmak da çok başarılı olduğu imajını belli bir zaman sonra siliyor çünkü o konuşkanı taklit edecek daha geveze biri  ya da daha iyisi çıkabiliyor. Neidüğü belirsiz  ama başarılı yazı dilleri doğuyor. Eleştirecek çok şey olsa bile silueti görünmese de içine dahil olabileceğimiz iyiler var. İnternet başı konuşmacılığı arıyorlar açılımında çeşit çeşit varsayımlarla imajında aşağılanmadan çıkartılıp öğrenmek istiyorlar, bilinsin isteniyorlar, okuyorlar, paylaşıyorlara inanan sahiplenicileri ile bir adım öne çıkartmalı artık. Hani insanın yapmayın bu kadar da kötü değiliz demek isteği bu yüzden oluyor. Bir de bu kadar kötünün içinde bu yakınlığın, uzaklaşamamanın merakı doğuyor. Yoksa iyi ya da kötü üretiyorum  ya gerisi hiç önemli değil…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir