İç Dökme Yazısı
Şu sıralar durağan görünen acayip bir yoğunluk yaşıyorum. Her gün ufak bir detaya bağlı vakit kaybı ve bir sonra ki güne ertelenmiş işler. Tamam, olabilir de vicdanen rahat olamamak da neyin nesi? Gündüz akşama kadar iş dünyasının kendine has olasılıkları, gece uykusun da ise gündüz stresinin tekrarı. Aynı işleri aynı sıralama ile yapıyorum ve ben daha uykuya bile geçtiğimi hatırlayamadan sabah kalk, kahvaltı hazırla uyarısıyla uyanıyorum. Üstelik tam 24 saat çalışmış olarak! Tüm bunlara ufak tefek sağlık sıkıntılarının sıkıntısı da eklenince değmeyin fiziksel çöküş hızlılığına. Kısaca yorgunum. Kendime ait beni ben yapacak yalnızlığımı özledim. Bir dolmuş yolculuğu yapmayı, arkadan birinin dokunup uzatır mısın yerine uzaltır mısın demesini, sinema da patlamış mısır kokusunu alıp o kadar para verilir mi ben evde hazırladım kendime demeyi, sesinin tonuna dikkat etmeden bağıra çağıra arkadaş sohbeti etmeyi, çat kapı bir ziyaret gerçekleştirmeyi, sıcak evim de gündüzlerin nasıl geçtiğini, hangi odaların daha çok güneş aldığına şahit olabilmeyi özledim. Kısa bir iç dökme yazısı gibi oldu da sadece sıradan bir yorgunluk sitemi. Gel gelelim şimdilik bir adım kıpırdayacak halde değilim. İlk fırsatta kendime kısa bir tatil sözü verdim. Bakalım ilerleyen zamanlar da gerçekleştirebilecek miyim?
Â







