Sunday, November 19th, 2017

Hayattan Geçen Kadın

Aralık 6, 2010 by  
Filed under Kişisel Bir Şey, Son Eklenenler

Bir an gözleri takıldı. Rengi değişmişti. “İnsan ölmeden önce öleceğini bilir”; sözünü anımsattı kendine. Renginin değişmiş olması ile bunu nasıl bağdaştırdı bilemedi. Düşündüğü tek kendiydi. Biraz daha yaklaştı. Bu sefer biraz daha değişmiş buldu kendini. “Ne kadar zaman oldu?” diye sordu. Cevapları zamanın net bilinmesi değil kendine böyle bakmadığını unutalı ne kadar oldu, demekti. Gözlerinin altında siyahlıklar seçiliyordu. Sarımsı ile yeşil arasında tuhaf bir renk ve gözlerinin hemen altında ki siyahlığı… İşte siyahım dışarı yansıyor diye düşünerek kendine yoğunlaşmaya devam etti. Gözlerinin yansımasına baktıkça daha çok detay görüyordu. Çilleri vardı. Dudaklarının hemen üzerinde siyah birkaç tüy. Aynısından çenesinin sağında iki tane seçiliyordu. “Ne kadar zamandır duruyorlar?” diye sordu. Burnunun iki yanında gözlerinin altındakiler gibi siyahlık vardı. Sonra yazmasının altından alnından geriye kalan kısımdan çıkmış beyazlarına baktı. Onları daha iyi görebilmek için başını önce hafifçe sola sonra sağa çevirdi. Elleriyle hızlıca yazmasını başından alıp yere attı. Birbirine yapışmış, basılmış saçlarına “yıllardan mı?” diye sordu. Beyazları ne çoktu. Başını tekrar önce sağa sonra sola çevirdi ve boynunda ki değişikliği gördü. İki çizgi mi çıkıyordu. Ellerini boynuna doğru kendini boğar gibi yapıştırdı. Derisini yukarı bir yerden sıyırır gibi kaldırdı.   Gerginlik onu gerince çuval gibi düştüğüne inandığı derisini bıraktı. Sonra biraz daha aşağıya baktı. Bazen çalışmaktan ter kokan, bazen banyodan sonra mis gibi sabun kokan ve kocası bedeniyle işini bitirdiğinde koca kokan memelerinin arasında kalan çizgisine baktı.  Dehşetle, değişimin soluklaşmasında olmadığını anladı. Hızlıca üzerindekini çıkartıp, yere çalar gibi var gücüyle attı. Sütyeniyle kaldı. Yapışık saçları da dağılmıştı. Rengi sarıdan alıştığı rengine dönmeye başlamış fakat kalbi soluklaşmaya başlamıştı. Derin derin nefes alırken gözleri karnına ilişti. Doğumunda daha çabuk olsun diye karnına çöken ebeyi anımsadı. Çabucak aklını bu düşünceden uzaklaştırdı. Taşıdığı ilk çocuğunda oluşan ve sonra ki gelen iki tanesinde daha da artıp artmadığını bilmediği beyazlaşmış çatlaklarına baktı. “Onlar olmadan nasıl görünürdüm?” diye sordu. Önemli miydi? Sütyenin içine hapis olmuş memelerine baktı. Yumuşamış, şeklini değiştirmiş ve zamanla biraz daha aşağıya inecek olan memelerine… Elleriyle onları da ayna karşısında kaldırdı. Bu sefer de göğüs etleri boynuna doğru doluyor gibi görünüyordu. Çabucak eteğini üzerinden çıkarıp attı. Bacaklarına baktı. Hiç tatmin edici, hiç göz alıcı, hiç bakımlı durmuyordu. Kasıklarının üçgenine doğru baktı. Bacaklarının etlerinden, basenlerinin genişliğini toplasın diye göbek çizgisine kadar çektiği külotundan hiçbir şey belli olmuyordu. Bacaklarının neredeyse birbirleri üzerine binecek kadar etle kaplı olmasına baktı.  Dizlerin kemik çıkıntıları yoktu. Nereye kaybolmuşlardı. Dizlerinde de siyahlık vardı. Sanki çürümüş gibi duruyordu ve sanki nasır gibi bir tabaka ile kaplıydı. Dümdüz duruyordu. Dehşetle dirseklerine baktı. Pütür pütür sert derisinden noktalar seçiliyordu. Daha fazla dayanamayacağını düşündü. “Ölmüşüm ben” dedi. Rengi hüznün, şaşkınlığın, hayal kırklığının, insan kendine bunu nasıl yapar sorusunun arasında kaldı. Oturmakla çömelmek arasında hareketle yatağına bıraktı kendini. Bağırmakla ağlamak arasında ağzının suyunu toplayamadığı bir hüzün ağlaması çıktı ağzından. Ellerini ağzına kapattı, dudaklarını ısırdı ve yaşlar yan akmaya başladı. Acıyordu ve düşünüyordu. “Bunun için değildi” Dedi; ağlarken. Hıçkırığı arttı ve ancak kendinin anlayabildiği boğuk cümleleri sıralamaya devam etti. “İnsandım ben ama ihanetinle yaşlandım” dedi. Hıçkırığı kah arttı kah azaldı ama bedeninin rengi kendini bulana kadar kendini o yatakta ağlamaya mahkum etti. Yarı çıplak haliyle, için için yanarak ağlıyor ve birazdan kendine geleceğini, her zaman ki rutin işlerini yapacağını ve bir gün başka olmayı hayal edeceği diğer günlerde kendini başka başka hüzünlerle yaşlandırmaya devam edeceğini biliyordu. O yüzden ağlamak özgürlüğünün tadını şimdilik çıkartmaya devam ediyor kendini sakinleştirmeye çalışmıyordu. Hayattan geçen kadındı.

“Hayattan Geçen Kadın” için bir cevap

  1. Vildan dedi ki:

    Hoş! ve rahatsız edici :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir