Tuesday, November 21st, 2017

Güne Sabırla Başlamadı

Ekim 31, 2009 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

Sabahları biraz gergin uyandığını bilirdi. Ne diye yirmi bir yıl boyunca aynı konu hakkında kavga çıkardığını anlamdıramadı. Yaşlanıyor muydu iyice ne? Onca yıllık eşi ve yılların alışkanlığını değiştirecek değildi ya. Ne olmuştu ki? Kaç yıldır sabahları on dakika bana müsaade et benimle uğraşma diye söyleniyordu kadın. Her seferinde aynı konu yüzünden aynı tartışmaya devam etmenin ne yararı vardı ki?

Seyhun düşünceleriyle şirketine adım atarken kapıda onu bekleyen personelinden Ali’nin “günaydın efendim” sözüyle kendisine gelir gibi oldu. “Acaba nasıl görünüyorum?” sorunu cevapladı günaydınla birlikte.

Kaç yıldır birlikte omuz omuza sırt sırta çalışıp kendilerini bu güne taşıyan işlerin temelini atmamışlar mıydı? Parayı pulu değerlendirebilen beyinleri söz konusu aşkları olunca hızla tükenmiş ve bu sabah Sakine’nin dediği gibi artık çocuklarının sadece babası olarak mı bırakmıştı?  Bitmiş miydi? Bitirebilir miydi?

Günaydınlar eşliğinde birkaç metre yürüdü. Kısacık bir yürüyüş ve kıpırtısız dudaklarıyla kendi kendine konuşuyordu Seyhun. Kendini otomatiğe bağlamış, günlük yaşamın sıradanlığı ile kendisini yedinci kata çıkartacak asansörü çağırdı.

“Demek çocuklarının babasıyım artık. O zaman bitiririm bende.” diyordu Seyhun. Ne olacak yani bunca yıl devam etti diye bundan sonra devam edecek değildi ya. Ara ara oda göz çapkınlığı yapmamış mıydı?  Eh canının başkalarını çektiği zamanlarda oldu. “Keşke” dedi. “Keşke”. “Çocuklarının babasıymış. Bulsun bakalım benim gibisini. Sakine hanım Sakine Hanım sen kimsin be sen kimsin ki senin için yas tutayım!” İçinde öfke nöbeti gelgit zinciri ile Seyhun Sakine’yi boşamış her geçe gönlünü birinin yatağında eğlendirir bulmuştu ki asansörün kapısının açılması ile öfke nöbetinden azda olsa uzaklaşıp asansöre doğru adım attı. İçeri girip yönünü kapıya doğru çevirirken içeride ki insanların günaydın efendim sözlerine sadece başıyla selam verdi. Ve tabi hemen O’nu fark etti, O’nu gördü.

İşte hemen arkasında sol köşede onca güzelliği ve kokusu ile duruyordu. İçi kıpırdadı. Hafifçe öksürdü. Kanın basınç yapan hali hiç olmadık yerlerde kendisini gösterirdi. Erkekliğin bu yanını hiç sevmezdi Seyhun. Ceketini kolundan alıp üzerine giyinmek, vücudunun oynadığı oyunu unutturmak için dikkat dağıtmaya yöneldi. Hayat her türlü güzelliği ile orada, asansörün sol köşesinde duruyordu. Saçları ne beline ne de omuzlarına yakındı. Fönlenmiş duruyordu. Dudaklarında hafif ve tadını merak ettiren bir ruj, kokusu burnunun hemen ucunda. Bu rengi yeni kullanıyor olmalıydı. Yoksa kesin fark ederim diyordu. Öfke nöbeti gururu, aklının karışıklığı ile offf. “Boş ver” dedi içinden daha güzeli…

İki kat sonra asansör durdu ve dört kişi indi. Geriye beş kişi kaldılar. Beşinci katta yine duracaklarını çok iyi biliyordu Seyhun. Ve sol köşede soluğunu yanında hayal eden Sevgi ile baş başa kalacaklardı. Ona yakınlaşmak için bir katlık yolculuk işine yaramazdı.  Bunun hayalini çok kurmuştu. Asansörün düğmesine bassa bana bak kadın dese ve ona sıkıca sarılsa. Ara ara düşünür ama o ağır ciddi duruşuna, personeli ilemesafesine zarar gelir düşüncesiyle hiç yapmadı Seyhun. Artık neredeyse Elli yaşına gelmişti ve bu türden gençlik heyecanını hak ettiğini düşündü. Sonra hüzünlendi. Ne vardı ki kalp kıracak.

Asansör tamda beklediği noktada diğer yolcularını indirmek için durdu. Seyhun onca pişmanlığına rağmen aklındakileri uygulamaya karar verdi. Personeli iyi çalışmalar eşliğinde asansörü boşalttılar. Bu sefer Sevgi tedirgin bir öksürük çıkardı. Seyhun hala arkasını dönük şeklinde duruyordu. Kalbinde tarifi zor bir kıpırdama; tüm bu duygular yaşanırken asansörün kapıları kapanmış harekete geçmişti ki iki kat arasında Seyhan asansörün durdurdu. Garip sesler ve gürültü çıkardı asansör. Hafif korkuttu ve iki kat arasında durdu.

İşte orada kendini iyice köşeye sıkıştırmış bir şekilde duruyordu. Ne oluyoruz der gibi bakan gözleriyle Seyhun’un içini kıpırdatıyordu. Sonra “Seyhun” dedi kadın. “Seyhun ben …”

Şimdi konuşma zamanı değil sessizce birbirlerini şımartma zamanıydı. Yavaş yavaş öpüştükten sonra Seyhun, “Özür dilerim” dedi.  Sevgi; “Bende. Tüm o sözler içinde” dedi.

“Pişman oldun değil mi ?”

“Çok üzgünüm. Benim için önemini biliyorsun. Ama lütfen ne söyleyeceksen tane tane yavaş yavaş söyle. İncitmeden, kırmadan, beni öfkelendirmeden.”

“Söz daha dikkatli olacağım”

“Bende ama her tartışmamızda bana Sakine deme lütfen. Bu beni daha çok kızdırıyor” dedi

Sevgi devam etti. Sabah söyleyemediklerini anlatıyordu. Seyhun tüm bu konuşmalar sırasında şanslı birlikteliklerine ve onca iyi kötü paylaşımlarına rağmen birbirlerinden ayrı olamamalarına bir kez daha gönlü rahatlayarak eşine sarıldı ve kısa öptü. “Bu ruju yeni almışsın.” dedi. Gülümsediler ve yeniden yakınlaşmışlardı ki “Seyhun bey iyi misiniz?” sorusu geldi.

“Güne Sabırla Başlamadı” için bir cevap

  1. dağınık o"da dedi ki:

    yine hepsi gibi güzel bir hikaye daha =)
    sonlara doğru aldatan erkeği okuyacagım düşüncesi oluşmuştu ama öyle olmadı =)
    kalemin tükenmesin hiç
    sevgiler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir