Thursday, November 23rd, 2017

Fi Çi Pi – Azra Kohen

Seri taptaze bitti ve kitaplığımda ki yerini aldı ama ben hala üçlemenin üzerimdeki etkisini düşünüyorum. Çünkü bu üçlemenin ben de oturmayan içinde sarmalanmadığım tarafları bence daha ağırlıklıydı. Daha önce okumuş birçok arkadaşımın dediği gibi aymalarla dolmadım ve farkında olmadığım birçok detayla bilgilendirilmedim. Yer yer bunaldım bazı karakterlerden çünkü yazarın her biri farklı karakterler üzerinden vermeye çalıştığı duyguyla beslenemedim. Mümkün mertebe doğal işleyişle anlatmaya çalışmış olmasına rağmen kitabın duygusuna geçemedim. Bilmiyorum belki de daha önce okuyanlar tarafından fazlaca yorumlanmış ve zaten okumadan dahi bu yorumlara dahil edilmiş olduğumdan da olmuş olabilir.  Kurgu bakımından asla basit bir üçleme değil yazarımız gerçekten emek vermiş ve özenli bir çalışma var fakat üçlemenin özellikle finalin geldiği Pi kitabı biraz daha emekle sarmalanmalı ya da seri üçlemeden dörtlemeyle devam edebilirmiş gibi hissettim ben. Çünkü final yine bana göre aceleyle kapatılmış.

Kitapta sanat, güzellik, aşk, fedakârlık, farkındalık, saplantılı bağımlılık, müzik, dans, sevgi, siyaset, hırs, emek gibi ilk anda aklıma gelen birçok duygu karakterler üzerinden okuyucuya aktarılmıştır. Yazarımız mesajlarını, söylemek istediklerini karakterlerimiz üzerinden bazen gözünüze  gözünüze  sokar gibi bazen de alttan alta işleyerek verir. Hikâye akar gider siz okuyucu olarak almak istediğinizi alırsınız.  Kitabın ki bana göre her bir karakteri ana karakter güzelliğinde ve hepsinin bir yönü yazarın okuyucuya anlatmak istediklerini aktarmak için yaratılmış.

Can Manay en çok adı geçen karakter. Ünlü bir psikolog, tv programcısı, zengin. Etrafına kimsenin anlamlandıramadığı derecede enerji verebiliyor. Bu onun en etkili silahı aynı zamanda. Küstah ve istediği her şeye sahip olabilecek güçte olduğunu biliyor. İlk gördüğü andan itibaren Duru’ya saplantılı bir aşkla bağlanıyor.  Onun uğruna ev alıyor sanat merkezi inşa ettirip heykeller yaptırıyor. Tek istediği anbean sadece Duru’yla olmak, istenmek ve onun tarafından sevilmek.  Hikâye içinde bir sürü şey yaşıyor ve en sonunda anlıyor ki gerçek güzellik gördüğü değil huzura erebildiği yerin içinde saklı duruyor.

Duru, güzelliğiyle Can Manay’ın aklını başından alan karakter. Müziğin ritmine dansıyla eşlik ediyor. Başına ne geliyorsa güzelliğinden ve bazen yeterince görememişliğinden geliyor. Can Manay tarafından saplantılı, takıntılı aşkla seviliyor ve bu sevgi hayatının yönünü değiştiriyor.

Deniz, Duru’nun bir zamanlar sevdiği adam. Hayatın tüm sıradanlığına ve düzenine ses çıkaran karakterimiz. Duru’nun gidişinden sonra bir dönem sessizce acı gidip arınana kadar hayattan kendini soyutlayan adam. (Hemen burada belirtmeliyim ki Deniz ve Duru ayrılığından sonra sıkı bir hesaplaşma bekliyordum. ) Ada’nın onu tüm kalbiyle sevmiş olmasını hiç öğrenemeden Özge’nin sevgilisi olarak finalde vedalaştığımız karakter.

Özge, hırslı ve her şeyle bağıra bağıra korkusuzca mücadele eden karakterimiz. Karşımıza gazeteci, gerçekleri ortaya çıkarmak için korkusuzca meydan okuyan Darbe dergisinin kurucusu ve en son milletvekilimiz olarak çıkar. Can Manay’la yapmak zorunda kaldığı bir röportajda sormaması gereken bir soru sorup işini kaybettikten sonra mücadelesi başlar. Pes etmez ve yine finalini Can Manay’la Pi kitabında yapar.

Bilge, Can Manay’ın önce öğrencisi sonra asistanı ve en son karısı olarak karşımıza çıkan karakter. Üzerinden en çok mesaj verilen karakterlerden biri. Can Manay’la evlenmiş olmasıyla bendeki tüm Bilge ruhunu alıp götürmüştür. Final’de Can Manay’ın şöfürü Ali ile birlikte midir onun arkadaşlığına yeniden mi başlamıştır muallaktadır.  Özge ve Eti işbirliğiyle kocasını (Can Manay)  akıl hastanesine kapattırmıştır.

Ada, Göksel, Eti, Sadık, Turgay, Ömer, Muammer, Doğru, Ali, Zeynep, Kaya her biri kitap içinde varlıklarıyla bize alt fonda bir mesaj iletti. Daha ilk cümlelerimde dediğim gibi kurgu kesinlikle basit değil ama bazen onca mesajın verilmeye çalışılma duygusu sıkıcı olabiliyor. Kitabı okuduktan sonra daha önce duyduğum çok fazla cinsel içerik içerdiğini eleştirdiklerini düşündüm. Doğru kitapta cinsel içerik var ama bu bence sadece yazarın okuyucuya vermek istediklerini verebilmesi için alt zeminde tuttuğu bir detaydı.  Beni rahatsız eden şey kadın profillerinin basitliğiydi. Zenginlik ve başarı bir erkeğin yatağından geçmiyor olmalıydı.

Son zamanlarda herhangi bir seriyi üst üste okumamıştım. Sonunda bende Fi Çi ve Pi üçlemesini okuduklarımın arasına ekledim ve artık herhangi bir yerde konusu açılırsa üzerinde konuşabileceğim.  Kitaplar kitaplığımda hala okumamış olanlarınız varsa evet tavsiye ederim ama ne kadar çabuk ne kadar hızlı karar sizin.

Kitaplar kitaplığımda…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir