Home » Kişisel Bir Şey » Currently Reading:

Düşten Gerçeğe

Eylül 8, 2009 Kişisel Bir Şey 2 Yorum

Bir Gece genç kadını uyku tutmaz. Geçmişe dönüp, içinde kendisini yönlendiren sesin geldiği güne döner. Gözleri açık,bir köşeye sabitlemiş olduğunun farkında bile değildir. Gözlerinde yaşamaya başlamıştır geçmişini.

Bir anda:

Hayatının en anlamsız işlerinden birini yaparken merdivenlerden küçük bir ofise doğru çıkarken kendisine sunulan hediyeyi bulmanın şaşkınlığını yaşar. Hayalinde bile o zamanlar şimdiden daha da genç olduğunu ve üzerinde kırmızı bir kazak olduğunu anımsar. O dakika bilir hayatının bir anlam kazandığını. Bir kuvvet sanki onu düşündürmüştür. Düşünmesi ile birlikte adını koyamadığı bu durumundan korkmuştur. Yanaklarında tatlı bir pembelik ve merdivenlerin hemen sonunda kapısı olmayan küçük ofise adım atış. “Hey ne oluyor kalbim sana?” derken işte karşı karşıya gelirler. “Ne olacak şimdi?”. Genç adam bir şeylerle meşgul olduğu masadan başını sağa doğru çevirir ve ilk kez karşılaşan sıradan insanların yaptığı gibi kısa ve net bir cümle ile “ Birine mi bakmıştınız?” der. Yine gelen basit bir cevap “Şu kalemi çekmeceye koyar mısınız?”. Bu kadar her şey bu kadar.

Ortalama otuz basamaklı merdivenleri çıkana kadar yüzünü bile görmediği bu genç adama aşık olmuştur. Yatağının içinde gözlerinden gelen bir gülümseme olmuştur genç kadının geçmişe olan yolculuğunda. Hala kendisi de inanamamaktadır. Düşlen gerçeğe bir geçiş. Aşklarının ilk başlangıçları bu güne dayanır, sonraki konuşmalarında karşılıklı bir evet olduğunu öğrenir her ikiside. Yağmurlu bir İstanbul ziyaretinde dünyanın en lezzetli simidi ve ayranı şahit olmuştur genç adamın genç kadına yep yeni sorusuna. “Benim sevgilim olur musun?”. Genç kadın adını koymuştur hayatının,” İlker” olmuştur . Aralarında başka bir soru olmamış bir Cuma günü birbirlerini gerçek çift yapacak imzayı atmışlardır. Her yıl ilk görüşme anının üzerine eklenen zamanın artık birbirlerini kovalayan sayılar olmasını kutlarlarken , kalplerinden tüm dilekleri birbirleri için diler ve birbirlerinin gülen yüzü olabilmişlerdir.

Artık hafif uyku hali hissetmeye başlamıştır genç kadın. Gözlerinin içinden gelen gülücükler biraz sönmüştür. Uykuya dalmadan önce bugünlerde biraz stres içinde olan eşine her şey çok güzel olacak demiştir. Bazen değişik de gelse seni seviyorum demenin yolunu bu şekilde seçmiştir Genç kadın. Seni seviyorum yerine her şey güzel olacak. Tam o sırada kendisine doğru gelen minik ayaklarının sesine dönüp bu günlerde hep yakınlarında olmak isteyen oğullarını ortalarına alıp yine yüzünde tatlı bir tebessümle uykuya dalmıştır. Nice 11. yıllara…

lsemeli ocuklar vakf

Sizde Dusuncelerinizi Bizimle Paylasiniz Su anda "2 Yorum"Yapilmis :

  1. dağınık o"da diyor ki:

    keşke hep böyle güzel şeyler için uyku tutmasa

    sanırım kendi hikayen umarım yanlış anlamamışımdır =)
    ömür boyu mutluluklar nice senelere..

    sevgiler..

  2. neslihan diyor ki:

    Ömür boyu mutlulluklar , güzellikler sizin ailenizi üstünü melek gibi örtsün.

Site ici Arama:

E Posta Abonelik:

E Posta Adresinizi Giriniz:

Tüykalem Facebook

Birazda Müzik :)

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!



Yazıya Yorum Bırakınız:








ilgili yazIlar:

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Mart 8, 2010

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Aşka dair sığ ya da coşkulu yürek tarifini okumak her zaman keyifli değildir. Çünkü insan yaşadığını kendi bilir ve ne kadar anlatmaya çalışırsa çalışsın bir noktada tıkanıp kalacaktır hissi oluşur fikrimde.  Fedakârlığı bazen çok saçma, bazen çok gereksiz, bazen de anlamayan taraf için sorun teşkil ettiğinden iç karartıcı bulurum. Fakat bu sevda hiç sıkmadı.
İçine kapanık, [...]

Yolda Üç Kişi – Tuna Kiremitçi

Mart 5, 2010

Yolda Üç Kişi – Tuna Kiremitçi

Bazı kalemlerden çıkan kitaplara okuma isteği duyamıyorum. Bazen hediye edilip bir kenarda hatır için tutulur bu kitaplar, ya da emri vaki yapılıp “mutlaka oku” uyarısına ağzı büktürme ile kalsın bakalım söz vermiyorum iletisi sunup daha da bir baskı oluşturursunuz üzerinizde. Birçoğunuzda vardır belki anlata anlata bitirilmeyince uzaklaşma ihtiyacı. İşte Tuna Kiremitçi bende kuptun iten tarafındaydı [...]

Şizofreni Yalnız Oynanmaz – Rahmi Vidinlioğlu

Mart 2, 2010

Şizofreni Yalnız Oynanmaz – Rahmi Vidinlioğlu

Cümleme nasıl başlamam gerektiğim konusunda kararsız kaldığım bir kitap. Alıştığımız, özellikle çok okuyanlar için ilk birkaç sayfada sonuna ulaşılabilinecek türden değil. Gerçekten farklı. Uzun uzun anlatmayı da kısacık cevapları da buluyorsunuz. Devrik cümleleri sevenler için çok başarılı. Zira ben bu tarzı gerçekten kendime çok yakın bulanlardanım. Üstelik okurken altı çizilecek, tekrar tekrar dönüp okunabilecek türden [...]

Çocuksuzsanız

Mart 1, 2010

Çocuksuzsanız

Maddi olarak sahip olamayacaklarınız olabilir. Çünkü gücünüz, performansınız yeterli olmayabilir ama sizden sonrakiler için zemin hazırlar emeğiniz. Yine de çabanızın karşılığını alırsınız. Ama canı acıtan sıkan bir durum değildir bu. Tabi bahsettiğim harcanan emektir. Yoksa iş güç sahibi olmamışsın, taşın suyunu çıkartmaya çalışmamışsın ve neden olmuyor diye soruyorsan hiç kendini sorularınla bunaltma derim. Bunlar hayat [...]

Büyütüyorsan Sende Kalsın

Şubat 22, 2010

Büyütüyorsan Sende Kalsın

Gerginliğini kitap sayfalarına yönelerek geride bırakmaya çalışıyordu. “Gerçek insanların sahte sorunları olan sahte insanların oynadığı ve gerçek insanların gerçek sorunlarını unutmak için izlediği…” diye devam eden söze takılı kaldı. Anlayamadı ilk başta ve yeniden okudu cümleyi, yetmedi. Sonra bütün paragrafı okudu ki içinde oluştuğu boşluğu doldurmak ve anlayamadığına kızarak anlama çabasıyla okudu. Sol elinin işaret [...]