Wednesday, February 8th, 2012

Dünden…

Eylül 25, 2009 by  
Filed under Şah-Mat

 

Biraz iş, biraz sağlık ve küçücük bir keyiflenme halimi birleştirdim ve yine yaşadığım şehirden İstanbul’a yolculuğumuz oldu. Bu sefer sıkışık değildim ve hastaneden çıktıktan sonra Şişli sokaklarında rahatça gezip, kendime kahve ısmarlamak, birazda şımartmak  beni sevindirdi. : )  Fakat beni anlattıran,  paylaştıran, keyifli hale getiren yapmış olduğum otobüs yolculuğumdu.

 Aile şirketlerine sahip olanlar beni belki biraz daha iyi anlarlar. Bizler yolculuklarımızı birbirlerimizden ayrı ayrı gerçekleştiririz. Olası kaza ihtimallerini ve hayatlarımızı kaybetme olasılığımızı aza indirmek ve geriden gelen ailemizi oluşabilecek kötü durumlardan korumak için.  Dünde ailemden iki kişi ve ben az önce sizlere sıraladığım sebeplerden dolayı -iş, sağlık, dinlenme ihtiyacı- yolculuk etmemiz gerekiyordu. Otobüsle gitme isteğime saygı duydular   ve ben oldukça keyif aldığım bir yolculuk yaptım. Şehirler arası yolculuğun kendine has düşündüren, güldüren, lastik seslerine karışan tatlı anıları kulağımda kendime seçtiğim şarkıların imtihanı idi; sevgiyle andığım. Gülümsedim çokca, sonra özlediklerimin notlarını aldım, kendime söz verdiğim hatır telefon görüşmelerini yapma kararımı unutmamak için.

 Tabi yolculuk yaptığınız insanların çeşitliliği de sizi şaşırtıyor.  İçimizde iki çift lafı bir araya getiremeyenden tutunda, ses tonunu ayarlayamayan, kaynanasından tutunda son zamanların en popüler cinayetini çözene kadar sesli beyin karmaşası vardı.  Kendimi sessizliğimle eşlik ederken buldum ve çokca beslenebildiğimi düşündüm. Arada kaleme alıp anlatacağım bir birinden farklı hikayelerin bilinmeyen yüzleri oldular. : ) Sonra otobüs yolculuğundan önce yıllardır yemediğim sokak tostlarından bir tane aldım. Bir tane dediğime bakmayın kocaman bir yarım ekmek. Et ve et ürünlerini tüketmediğim, tüketemediğim halde sucuklu bir tost aldım. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama doymasam kocaman bir tane daha alırdım tadı damağımda kaldı.

 İki saate sığan telefonsuz, bilgisayarsız, masasız, evetsiz, hayırsız geçen zamana ne kadar ihtiyacım olduğunu yine şaşırarak anladım. Dünyanın dönme hızına yetişemeyeceğimi bilirim oysa. İşimi severek çok keyifle yapıyorum ve işimin gerekliliklerini yerine getirirken gerçekten mutlu olabiliyorum ama arada farkında olmadan kaçırıdklarım da olabiliyormuş. Şimdi kendi kendime karar aldım ne kadar yoğun olursam olayım yeniden önce kedim diyeceğim. Nasılsa dünya dönecek ve ben biraz ara ara oturabilirim : )  

Bir Cevap Yazın