Tuesday, November 21st, 2017

Dökünüksüz İç Yazısı

Mayıs 10, 2010 by  
Filed under Şah-Mat

Evden işe işten eve şikayetleri dönem dönem hasıl olur; bir mızıldanma mıymıylığında yine de hiçbir şeyden geri kalmak istemeyiz.  Tatile ihtiyacım var söylemlerini yerine getirme çabasına girmeden rutinliğimizde konuşulup giden, dönemlerini değiştirerek gündem maddesi olarak ara sıcak tadında çıkartıp çıkartıp dururuz.  Tatil yapmak ne sanıldığı kadar kolay ya da akrasyonun çok olacağı bir ortam olamayacağı gibi hiç tatil yapamıyorum söylentisinde günlerdir yedi yirmi dört çalışan biriyim alt yapısında Cumartesi Pazar yetmiyor şu sıralar söylentisinden başka bir şey değildir. Kişinin sadece kendi ruhunu şımartma ya da ruhunun okşanma ihtiyacı ile eş değerli bir serzeniş olduğunu düşünüyorum.

Mevsim sıcak artık. Dolaplarda düzen değişikliği yapıldı geçen yıldan saklananlar bu yıl için yeniden elendi, Sıcağa uyum sağlayan renkler arasında beğenilenlere alım isteği bile arttı. Tüm bu kararlar ve çalışmalar beyler için eşler, anneler, sevgililer ya da kişisel olarak gündem oluştururken biz kadınlar için de aynı sıralamada işlendi.  İşte tam bu süreçlerde fark ettim ki çoklu yalnızlığa düşmüşüm. Güvendiğim ve güveneceğim kişiler listemde ciddi bir değişiklik olmuş. Sohbetinden hoşlandıklarımda meraklarımda ilgi alanlarıma yönelik cevap arayışlarımda değişmiş. İyi mi kötü mü tam olarak bilemedim. Bilemiyorum belki çoklu yalnızlık en uygun başlıktır.

Kendi ekseni etrafında dönen açık mavi görüntünün birde elektronik eşyalara ait çalışma sesi vererek açılan dünyama kattıklarım en yakınlarım olmuş. Bilgisayarım ve o dünyanın hiç görmediğim, hiç duymadığım varlıklarını yazıları ile bildiklerim çok sevdiklerim olmuş. Twıtter, ff, Facebook yolculuğunun klavye ve ekran arasına sığışan dünyasına neşe ile dalar olmuşum. Yaşadıkça, Bir Damla Su, Hebirnebir, Haluk, Orçun, Sevimsiz, Dağınık O’da, Kayıp şehirler, Yalnızlık Okulu Pucca, 5 Posta, Serhat, Sebnem, Vildan ilk başta merak ettiklerim arasında. Aslında yazdıklarına çok keyifle eşlik ettiğim Cevval Portakal vardı ki o ne oldu hiç bilmiyorum ama oda en merak ettiklerim arasındadır yine de.  Arada mutlaka unuttuklarım var biliyorum ama yazabildiğim tüm bu isimler dışındakilerin de bir şekilde farkında olmadan katıldıklarıdır anlatmaya çalıştığım. Bazısını çok aykırı olduğu için, bazısını çok masum olduğu için, bazısını çok zeki olduğu için, bazısını çok yakın bulduğum için, bazısını hiç anlamadığım için,  bazısını benimle paylaştıkları için gibi birçok gerekçemle yılardır tanıyormuşum gibi hissediyorum. Gözünüzle görmediğiniz ya da duymadığınız birilerine eşlik ediyorsunuz. Ayrıca görme ve duyma ihtiyacı duymadan gerçekten esmer midir? Sarışın mı? Uzun boylu mu? Kısa mı cevabı olmadan aklının yansımasını benimsediğinizden değerlendiriyorsunuz. İşte bu değerlendirme kısmında her şeyi öyle dolu dolu yaşamaya başlamış oluyor ve yazılanları kendinize göre analiz ediyorken etraftan sıyrılmaya başlıyorsunuz. Günlerdir dışarı çıkmadığımı geç fark ettim bu yüzden. Günlerdir yüz yüze biri ile konuşma ihtiyacı duymadığımı. Çoklu ortamda içe kapanış değil tam olarak ama bir körelme durumu da söz konusu.  İşin garibi ne hikmetse bugün ne yazmış merakından aradığım isimler, iki gündür sesi çıkmıyor eşliğinde gören oldu mu hesapları dökülüyor klavyeden ekrana yansıyanlarla.  İşte bu noktada durmam gereken dengeyi ayarlamaya karar vermiştim ki işe yaradı.

Farklı mekânların değişik insanlarını yazıları ile tanımayı yazıya düşkün biri olarak sevdiğimden kazançlı olduğumu düşünüyorum.  Farkında olmadan değişebildiğim ve günün stresinden kurtulduğum içinde seviyorum galiba.  Neden anlattığımı ya da bir şeyler ifade etmeye çalıştırdığı düşündürmedim umarım. Çünkü bende tam olarak neden bahsettiğimi bilmiyorum.  Sıradan bir iç dökme yazısı olsun : )

“Dökünüksüz İç Yazısı” için 3 cevap

  1. Vildan dedi ki:

    🙂 Pek bi güzel dökülmüş için … Aynı merak içindeyim bende … Cin Ali ye ulaşayım İnşallah görüşeceğiz ..

  2. dağınık o"da dedi ki:

    Ben biliyorum imza gününde en ön sırada olucam =)
    aynı şehirde olamasakda bir gün yollarımız keşişecek bunada inanıyorum =)
    sevgiler..sevgini hissettirdiğin içinde ayrıca teşekkürler..

  3. kayipsehirler dedi ki:

    kalabalık yanlızlığımız,coklu sessizliğimiz,bizi kendimize iten bir cok ayrıntı…bir insan kendine düşerse kalabalıklardan sıyrılıp,yazar olurmuş…düşlerini,hayallerini,beklentilerini beyaz kağıtlarda sekillendirmek bir parca mutluluğudur,ben sayfama”ruhumun arka bahcesi”diyorum her ne kadar bunu hak etmesede,mutlu ettiği her sürece kagıda işkence yapmaya devam edicek gibi görünüyorum…düşlerimi anlatsam kim dinler acaba diye soruyorum kendime,bu soru sayfamda cevaplanıyor…sizi tanımak ve paylaşımlarınızı takip etmek güzel..sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir