Wednesday, November 22nd, 2017

Değişmeyenler

Eylül 4, 2010 by  
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler

Çocukluktan ergenliğe geçişte benim zamanımda gazeteler verirdi hafta sonu ekleri ile birlikte.  Doksanlı yılların hemen başında kimi ararsanız O’nu sattılar hem de o günkü gazete değerinden. Duvarlarında sol köşesinde Milliyet, Hürriyet Pazar eki gibi yazısı olmayan afiş görmek zordu. Bütçeler almak için zorlanır mıydı? Bilemiyorum. Belki de afiş almak çok lüks eylemdi.

Sinema dünyasından müzik dünyasına, kırosundan iki kaş mesafesi kılla örtülmüşünden ve belki de Serdar Ortaç kaşlarını aldırdı büyütülmesinden de hemen önceki zamanlardı. Aklımda bazı detayları karıştırma sorunu yaşadığım zamanlarım olabiliyor ve belki de zamanlar kendiliğinden herkes kadar bana da bu oyunu oynuyor bilemiyorum ama doğru ifade ettiğimi düşünüyorum. Okuduklarıma hak vermeyen olabilir ama başkalarının Brad Pitt asmasından da önceki zamanlardır anlattığım. Gençlik ruhu ve hiç sahip olunamayacak kişilikler merakımı, yoksa bende bu olabilirim motivasyonumu yine bilmiyorum ama birinin bu modayı başlattığı kesin. Kaldı ki Banu’nun parmak yürüyüşü havuz görüntüsünden sonra dudaklarını hafif aralayıp, yeşil gözlerine yakın çekim yapılırken bile rolü gereği kocaman kadın olurken odasında görmüşlüğümüz vardır ünlü afişi. İbo’nun aşıksın arkadaş ısrarı ve Hülya’nın Özcan’a sorduğu askerde sorusu ile yıllar yılları duvardaki yerlerimizi almış, her yaz badana öncesi kaldırılıp kapladığı yeri beyaz bırakarak ya yeniden ya da başkasına yerini bırakmıştır. O zamanlar herkes karakaş kara göz olurdu sanırım. Şimdi ki sarı mavi merakı o doymuşluktan…

Benim gençliğim, çocukluğum yaptıklarım değil aslında paylaşmak istediğim. Teknoloji ile daha şık olduğumuz belki de. İşin burası yine karışık. Yani teknoloji ile belki de kırışabilmek, beyazlaşabilmek daha mı estetik ne.  Eskinin komik ve bence şimdikilerin yapmayacağı alışkanlıklarla değiştirdik.  Vurgular başka ve görsellik tutkusu çok başka. Üstelik reklamlar daha konuşkan. Vay vay vay çantaya bak vurgusu bence çok başarılı. Kaldı ki aynı şeyi daha biraz önce başka bir arkadaşımla konuşup gülüştük. Uzun süre (detaylarda farklılık bulup yazı diline aktarmalıyım bizde çok olduğundan)  çanta sözü hayatımıza düştüğünde aklımıza Kıvanç’ın gelmesi bilerek istenilen tema belki de… Ve işte bizde ki afişler ünlülerin reklam karesine dönüşmüş. Gençler ki kızlar diye ayırmak istemiyorum ama güzeller güzeli Seçil’in odasında çok oluyoruz sözü ile kıvanç konuk edilmiş. Böcek çiçek gibi espri dille anlatan babasının hem çok kıskandığı, hem de şimdikiler kabullüğünde, bana da senin ki diye öğütler verdiği, olur mu daha dün doğdu saflığımı kendini kandırma sözüyle geride bırakıldı.  Meğersem afişler benim için moda olmaktan çıkmış ve hep yaşarlarmış. Henüz Mert’le başlamadık ama yeniden evimde onun dilediklerinden dilediği kadar duvarında asacağı, modaya adım birkaç yıl bekletilecek olsa da içeriği değişen renkli kâğıtlar torunuma kalacaktır : )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir