Tuesday, November 21st, 2017

Dağınıklıktan Duygusala Sarma

Kasım 1, 2012 by  
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler

Elimi nereye atsam karaladığım küçük bir kâğıt, izlediğim bir film DVD’si ya da uzun zamandır dinlemediğim bir CD, geçen kış gittiğim tiyatro, sinema biletleri, çoktan özelliğini kaybetmiş çeşitli marketlerden alınmış fişler, üzerinde eşimin ya da adımın yazılı olduğu eczacıların verdiği küçük ilaç poşetleri,  yazdan beri mutfağımda küçücük bir köşe yapmış olmama rağmen her birini bir yere savurduğum mavi kapaklar, okunmuş dergiler, mert’in çeşitli sebeplerden ötürü kırılmış oyuncaklarının sadece tekerlekleri, adıma gönderilmiş çiçeklere iliştirilmiş kartlar, alınmış elektronik eşyaların içinden çıkan ve ansiklopedi gibi kalınca olan kullanım kılavuzcukları, otomatik ödemeden ötürü hiç açılmamış zarflar, elektrik, su faturaları, basılmış olmasına rağmen albüme yerleştirilmemiş fotoğraflar…  Sanmayın ki dağınık biridir bu Serap! Hayır,  gayet derli topluyum; dağınık olan çekmece içleri : )  Baktım evde sürekli bir karşılaşma, aaa ben bunu buraya mı atmışım repliğini tekrar etme hali, kolları sıvadım başladım küçük çöplüğümden kendime yeniden düzen oluşturmaya.  Düzen düzeni ister derler (biliyorum yok öyle bir şey attım) onu topla bunu koliye kaldır, şunu geri dönüşüm çöpüne gönder derken bir bakmışım toplamışım benim çöplüğü…

Hafiften yorulmuş, çekmecelerim onlara yaptığım bu jestten mest olmuş halde bir bardak çay devirelim derken anneciğim, poğaça yaptım hadi kalkın gelin, telefonuna bu poğaça yenir diyerek kısa bir şehir turu da atarak yanına gittik. Ben arabadan iner inmez nasılsa kalori alacağız hiç olmazsa öncekilerinden üç beş bir şey yakayım düşüncemden annemin bahçesinde duran iple ip atladım. Sonra durdum ve annem, benim için bir kere daha atlar mısın? dedi. Atladım, atladım ve bir cümlesiyle deli gibi ağladım. Çocukluğun aklıma geldi, dedi. Sen beni ne ara bıraktın? dedi…

Hoba!

Kadınlar daha iyi anlayabilir erkek okuyucularım şöyle ki öyle manasız anlamsız sebepsiz duygulanır ve böyle bıraksalar yüz göz şişene kadar ağlayacak kadar hisleniriz, bana böyle bir ruh hali çöküverdi. Oysa çekmecelerimi toplamış kendime aferin demiş, bir de ödül almaya gitmiştim. Sonu biraz hisli bitmiş olsa da önümüzde ki iki yıl boyunca yeniden dağıtacağım, manalı manasız kâğıtlar tepiştireceğim ve yine bir gün koca çöp kovasını dolduracağım çöplerle çekmece ritüelimi gerçekleştireceğim. Öyle tuhaf, öyle hisli, öyle manalı manasız bir gündü işte. Anlattım bitti…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir