Saturday, November 18th, 2017

Çocuksuzsanız

Mart 1, 2010 by  
Filed under Şah-Mat

Maddi olarak sahip olamayacaklarınız olabilir. Çünkü gücünüz, performansınız yeterli olmayabilir ama sizden sonrakiler için zemin hazırlar emeğiniz. Yine de çabanızın karşılığını alırsınız. Ama canı acıtan sıkan bir durum değildir bu. Tabi bahsettiğim harcanan emektir. Yoksa iş güç sahibi olmamışsın, taşın suyunu çıkartmaya çalışmamışsın ve neden olmuyor diye soruyorsan hiç kendini sorularınla bunaltma derim. Bunlar hayat renklerinin bazen belirlenen bazen istenilen rolleri seçmenin eşliğinde devamlılık sağlar. Ama bir de manen sahip olunamayanlar vardır ki olamayacağınıza inandıkça kavuşma isteğini ateşleyen. Mesela adına sevgi dediğimiz tarifinin kişiden kişiye değiştiği duygunun varlığı kabul gördüğünden beri en çok arzulanandır. Mutlaka o duygunun sıcacık yanını hissetmeye ihtiyaç duyarız. Bazen adı aşktır, bazen seks, bazen bir sinema bileti, bazen bir arkadaş eli, bazen bir bebek patiği.

Maddi olarak sahip olamadıklarımız kabul gördüklerimizden olsa da manen sahip olamadıklarımız kabul göremeyecek kadar etkilidir yaşantımızda. Sahip olamadık diye işimizi kaybedebilir, kötü alışkanlıklar edinebilir ve sevdiklerimizi terk edebiliriz. Ama hiç kimse o duyguyu ne kadar istediğimizi anlayamaz. İşte o duygunun en çok hissedildiği alanlardan biri çocuksuzluk. Eğer ona sahip olamıyorsanız dünyada ki tüm insanlar sizin hakkınızı elinizden alıyor hissine kapılırsınız. Dünyada ki tüm kadınlar o çocuğu sizden daha az hak ediyordur ve sanki çevredeki herkes sözleşmiş gibi hamile kalırlar. Doğum fobileri, eşe nazlanma hikâyeleri, ilginin merkezi durumları son derece saçma gelir. İki elin bele dayalı bacaklar hafif açık ve paytak yürüme hali sizin en iğrendiğiniz görüntülerden biri olur. Her kıpırdadığında ayy ayy sesi ise hiç inandırıcı gelmez. Çünkü başka bir hayalin içindesinizdir. Tek düşünülen O’na sahip olmak nasıldır düşüncesidir.

Yavaş yavaş çevre öğrenmeye başladıysa o daha fenadır. Çünkü siz zaten tüm testleriniz yapıldıktan sonra tüm gerçeklerle ve olasılıklarla aydınlatılmışsınızdır ve ihtimaller sıralıdır. Sonra bu sürece inanmaya başlamaya ve olmaması halinde sevdiğiniz insanla yaşamaya devam etmek için B planı yaparsınız. İlk günler suskunluk içinde geçer. Hele de buna sebep olan taraf ezilir de ezilir suçlarda suçlar kendini. Onca eğitime ve dünya görüşüne rağmen isteksiz bir ağızla terk edilmeye hazır olduğunu söyler. İnancı yoktur zaten bu söze sadece sıcacık sarmalanmayı bekler ve belki de her gece sevişmeyi ister. Çünkü çocuk sahibi olmamakla cinsellik ilk zamanlar birbirlerinin yerine en çok konandır. Sindirilir ve araştırmalar yapılır. Hafif bir suskunluk sebepsiz bir mesafe inşa edilmiştir. Bir tarafın büyük sabırla diğerini motive çalışmaları yapılır ve birbirlerine daha çok inanmak için bir sebepleri hep akıllarının bir köşesindedir. Arada aksi gibi bütün manasız tartışmalar da aklınızda sizi doldurur. Hem problemli hem de en çok kızdıransanız biraz daha içinizi acıtırsınız. Doktorların karşısında kadın ya da erkek olsun herkesle paylaşamam dediğiniz ne varsa paylaşırsınız. Aile sırrınız siz eşiniz ve denemek mümkünse tüp bebek departmanında ki en az 30 kişilik bir ekip içindedir. Arada perde kalmamıştır. Sizden birilerini bulursunuz tüm bu tedaviler sırasında. Garip ama yalnız olmadığınızı bilmek cesaret vericidir. Süreçler geçer de geçer eşler birbirlerini yeniden tanırda tanır ve her yıkımdan el ele çıkmayı, gülümsemeyi sevişmeyi becermiş olarak bu savaştan galip gelirsiniz. Ama çocuk çoğunlukla yoktur hayatınızda. Olmuyordur çünkü olamıyordur. Bazıları ise çetin mücadeleyle alırlar bebeklerini kucaklarına ve hiç unutmazlar arkadaşlarını. Hiç sevmezler karınlarını, hiç doğum fobisi yaşamazlar, hiç ay demezler, hiç eşe küsmezler ve paytak yürümezler. 9 aylık süreci aynı dili konuşabilenlerle geçirir ve çocuklarını paylaşarak büyütürler.

Birkaç değerli arkadaşım var. Patsy, Nesrin, Sena, Ayşegül ve Meral adına; Bu dün tesadüfen duyduğum ve beni bile acıtan bir konuşmaydı. Kanser gibi çocuksuzluk oranı da gitgide artmaya başladı. Öyle şeyler duydum ki. Bunun bir suç olduğundan tutun da hak etmişlik, kötü insan olmaya bile bağlanan olaylar zincirini biliyorum. Ama çocuksuzluk tıpta infertilite birçok sebebe dayalı olsa bile sebepsiz de olabiliyor. Evet, doğru herkes çocuk sahibi olamayabilir ama çocuk sahibi olanlar bunu ayrıca hak etmiş değildir. Çünkü her gün doğurup sokağa atanlarda mı hak etmiştir diye sormak istiyor insan. Ayrıca ne daha fazla insan ne de daha fazla iyilik yapıldığından hak edilmiştir o bebek. Çocuksuzsanız Allah tarafından cezalandırılansınızdır. Kötüsünüzdür. Hak etmişsinizdir. Garip ama ben mesafe bırakanları gördüm. Hoş töre denilen şey yüzünden insanın ağzını bir karış açık bırakan rezillikler zincirinde bu yaşanılası. Dili, dini, ırkı, milleti, düşüncesi ne olursa olsun çocuksuzluk duygusu bir çatı altında toplanacak ender duygulardandır. Anlamıyoruz bazen evet, hiç olmazsa saygı duyalım. Dokuzuncu kez olumsuz sonuç alınan mikroenjeksiyon tedavisinden sonra bunu onun hak etmediği sonucuna varan tüm duyarsız insanlara ithafendir. İyi ki varsınız düşüncesizler. Zira sizler olmasaydınız aile kurumunun bölünmez bütünlüğünü, sonsuz bağlılığı hiç bilmeyecektik. Tüm bunlar dışında şimdiden yeniden denemeye karar veren Nesrin’e bu sefer başarman dileğimle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir