Thursday, November 23rd, 2017

Çalıntı

Mart 22, 2010 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

İnsanların içine girdiğinden beri huysuzdu Lara. Sanki gazı varmış gibi ayaklarını karnına çekiyor yüzünü kızartıyordu.  Çok vakit geçmeden ağlama nöbetine tutulur gibi huysuzlanmaya başladı. Alışverişi yarıda kesmeye karar verdi Orçun. Altını kirlettiğini düşünüyordu. Hemen en yakın bebek bakım odasına yöneldi. Lara şiddetlice ağlıyordu. Orçun’un panik halinde “Karnı mı açıktı? Altını mı pisletti? Yoksa hasta mı olacak?” diye düşünüyor, ne yapmasını bilemez hali utanmasına sebep oluyordu. Tüm bakışları üzerinde hissediyordu sanki. Kendisini zar zor bebek bakım odasına attı hemen ana kucağından kızını aldı ve yatırmadan önce poposunu kokladı. Her hangi bir şey yapmış gibi değildi. Yinede altını değiştirdi. Ama Lara’nın huysuzluğu geçmedi. Hazır olan mamasını verdi. Onu da almak istemiyordu. Ama ağlaması daha da şiddetleniyordu. Orçun kızının doğduğundan beri bu şekilde ağladığını hiç duymamıştı. Panik hali şiddetlenerek devam ediyordu. Onu tekrar ana kucağına koymamaya karar verdi. Sırtına koymak için çantasından battaniyesini aldı üşütür endişesiyle kızının sırtına yerleştirdi; bir eliyle kızını tutarak diğer eliyle boş bebek arabasını ittirerek merdivenlere yöneldi. Kızıyla konuşmaya çalışıyordu bir yandan karısının da yanında olmasını dileyerek; çocuk büyütmek zordu ve bir daha Lara kendisini iyice kurtarana kadar yalnız çıkmayacağına dair söz verdi.  Aşağıya indiklerinde Lara daha da hırçınlaştı. Gözlerini kocaman kocaman açıyor alabildiğince bağırıyordu. Orçun da kireç gibi olmak üzereydi çünkü kızının bu hali onu korkutmaya başlamıştı. Sesinin sakin kalmasına özen göstererek  “Kızım sen anneni mi özledin yoksa?” dedi. “Bir an önce onu eve götürmeliyim”; diye içinden geçirdi.

Alışveriş merkezinin içine otoparktan girmişti. Sabahın erken saati olmasına rağmen bir çok yer doluydu. Havanın güzel olmasının etkisi olacağını düşünmüştü Orçun. Arabasını park etti. Park ettikten hemen sonra arka bagajı açıp kızının bebek arabasını ve kızının eşyalarının olduğu çantasını almıştı. Bilgisayarı hala arabadaydı.  Bir kaç zaman önce aldığı ve paçaları yapılmış iki adet pantolonunu hala eve götürmediği için kendi kendisine gülümsedi.   O sırada Volkswagen Passat marka bir araba hemen yanından geçti. Gayrı ihtiyari bir şekilde arabaya baktı. Bu onun işinin bir parçası sayılırdı. Otomotiv sektöründe çalışıyordu ve her binek arabanın oluşmasını çok iyi biliyordu. Kendisi de başarılı tasarımcılardandı. Aslında O;  arabaları kullananlara yakışıp yakışmadığına bakıyordu bir çeşit analiz gibi.  Ama bu 2008 model gümüş gri arabanın içindeki hoşluğu yönelmesini engelleyemedi. Güzel ve çekici bir bayandı. “Bu araba kadına yakışmış .“dedi içinden. Basit bir beğeni dürtüsüydü o kadar. Hemen kendisine gelip kızına yöneldi. Arka koltukta ana kucağına bağlı kızını ana kucağı ile birlikte alıp bebek arabasına yerleştirdi ve alışveriş merkezinin merdivenlerine yönel(miş)di.

Huysuzlanan Lara’yı annesine götürmek için alışverişini yarıda kesmeye karar verdi. Bir an önce otoparka, arabasına ulaşmaya çalışıyordu Orçun.  Arabasına doğru hızla yürürken arabasının arkasına park edilmiş kısa süre önce gördüğü Volkswagen Passat marka arabayı fark etti ve psikolojik olarak onu tanıdı. Tabi arabanın yanındaki güzelliği de.  Adımlarını hızlandırdı; yeteri kadar yaklaşınca  “Hanımefendi bir sorun mu var?” dedi derken de arka bagajı açık arabasını fark etti. Lara sakinleşir gibi olmuştu. Kadın birden sese doğru bakıp gülümsedi. “Pardon “dedi. Orçun arabasının başına gelenleri kafasında yorumlamaya başladı. Bu yüzüne bakmaya kıyılamayacak kadar güzel kadının iyi bir sürücü olmadığını, muhtemelen arabasını kendi arabasının yanına park etmek isterken yanlışlıkla arabasına çarptığını, çarpma sonucu arka kapağın attığını, bagaj kapısının bu yüzden açık olduğunu düşündü.  Kadın cevap alamayınca tekrar  “pardon”  dedi. Orçun “Arabama çarpmışsınız galiba ama önemli değil ufak bir kaza değil mi? Dedi.  Kadın yine “ Bir yanlış anlaşılma var galiba “dedi “Benim arabam hakkında konuşuyorsunuz!”  Orçun kulaklarına kadar kızardı. Aynı model aynı renk arabalar birbirinin aynısı olurdu ama nasıl olurda bu kadar basit bir hataya düştüğüne şaşırdı. Lara’nın yüzünden yaşadığı strese biraz da çekimine karşı koyamadığı bu kadınla iletişim kurmanın rahatsız edici hazzını tatmaya bağladı; özür dileyerek kendi arabasına ulaşmak için ayrıldı.  İki üç adım atmıştı ki ;”Nasıl yani?” dedi. “Nasıl yani?” “Ben arabamı bilmez miyim?  Lara’ya baktı sağ omzuna yasladığı başını kendisine doğru bakar bırakmış ağlamaktan uyuyakalmıştı. Bir şeylerin ters gittiğini mi anlatıyordu? Kızı babasını mı uyarıyordu?  İçinde panik fırtınası yaşıyordu şimdi. Birileri arabasını çalıyordu. Vakitli mi gelmişti yoksa biraz geç mi gelmeliydi?  Ne yapmalıydı? Arabasına sahip mi çıkmalı; yoksa onu gözlerinin önünde çalmalarına seyirci mi kalmalıydı? Kararını verdi bir kez daha arabasına bakacaktı. Tam arkasına dönecekti ki kendisine doğru gelen bir grup insan ve polis arabası gördü. “Ne oluyor” diye düşündü. Bir kaç adım geride bıraktığı kendi arabasıydı.  İçinden “Kızım” dedi gülümsedi. Onu uyarmıştı. Daha erken gelmesi bir çok tehlikeyi doğurabilirdi. Burada yapayalnız kalıp yaralanabilirdi. Bu gözü dönmüş hırsız sadece arabasıyla yetinmeyebilirdi.

Arabasını kaybediyordu. Bilgisayarını, bilgisayarın içinde biriktirilmiş aile fotoğraflarını günlerdir dolapta ki yerine almak için bekleyen düz paça yapılmış hiç kullanılmamış pantolonları, alnının terini birikimi alıyorlardı işte gözlerinin önünde. Panik fırtınası ekonomik kaybedişe yer bırakmıştı.  Öfkelendi. Biraz sonra yakalansa da arabasını çalan kişi soğutmuştu arabasından. Bunu yaşatmaya hakkı yoktu.  Belli ki diğer arabada çalıntıydı her şey on on beş dakika içinde olmuştu.

Lara uyuyordu omzunda. Orçun şaşkın ve olayları sindirme peşinde.  Güzellerden de hırsız olur muymuş be ?  Soyulduğuna inanamıyordu.  Az önce gördüğü kalabalık artık yanındaydı. Bir polis memuru; “Giden araba sizinse üzülmeyin beyefendi” dedi. “Uzun zamandır takip ettiğimiz bir grup, ekipten diğer arkadaşlar birazdan yakalarlar sizde arabanıza kavuşursunuz. Şurada ki beyefendi de diğer arabanın sahibi” dedi. Orçun ise sadece gözden kaybolan arabasının tekerleklerinin tozlara bıraktığını sandığı lastik izlerine bakıyordu.

“Çalıntı” için 2 cevap

  1. dağınık o"da dedi ki:

    Hatırladım ben bunu ama yine ilk okuyormuş gibi okudum çok güzeldi
    sürekli aynı şeyleri söylemek ne kadar doğru bilmiyrum ama hatırlatma isteği duyuyorum
    bu iş te çok başarılısın …

    Kalemin hiç tükenmesin

    sevgiler..

  2. Tüy Kalem dedi ki:

    Evet, bunu daha önce okumuştun : ) Süpersin çok uzun zaman olmuştu hatırlamışsın : )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir