Saturday, November 25th, 2017

Büyütüyorsan Sende Kalsın

Şubat 22, 2010 by  
Filed under Kişisel Bir Şey

Gerginliğini kitap sayfalarına yönelerek geride bırakmaya çalışıyordu. “Gerçek insanların sahte sorunları olan sahte insanların oynadığı ve gerçek insanların gerçek sorunlarını unutmak için izlediği…” diye devam eden söze takılı kaldı. Anlayamadı ilk başta ve yeniden okudu cümleyi, yetmedi. Sonra bütün paragrafı okudu ki içinde oluştuğu boşluğu doldurmak ve anlayamadığına kızarak anlama çabasıyla okudu. Sol elinin işaret parmağını kitabın 39. sayfasını belirtmek için yazılmış 39 sayısını fark etmeden kapatacak şekilde koyup kitabın sayfalarını kapattı. Sadece “ben”li sürecini düşünmek niyetindeydi.

Bir zamanlar gençti tabi. Ne kadar kızarsa kızsın doğru düşünemediğini şimdi daha iyi biliyordu, bir zamanlar kabul etmediği yanlış adımlar şimdi içinde kıymık oluştura oluştura kabul görüyordu. İşin garibi zaman ve mekânlar farklı olsa bile farklı kişiliklerin doğuşuna sebep olanların yetiştirdikleri de aynı süreçten geçiyordu. Bazen çok özel bir sebep bulunamıyordu. Bazen anatomi denilen şey sormadan karışıyordu, sinir bozucu misafir olarak dâhil oluyordu. Düşünmek için ya da geçmişe iç geçirmek için doğru bir zaman değildi ama yarın ile bugün arasında kabul görecek zor bir kararın duyulduğu akşama içgüdüsel hazırlık yapılıyordu. Sol elini kitaptan kurtarıp ona kaldığı yeri hatırlatacak ayracı yerine yerleştirip genişçe yatak odasındaki aynalı çekmecenin altında çeşitli zamanlarda yazdığı defterlerine yöneldi. İçlerinden bir kısmı son zamanlarda yapılan tatil fotoğrafları ile de doluydu. Defterleri çekmeceden kurtarmaya çalışırken içlerinde biricik sevdalısıyla karısından habersiz çekildiği fotoğraflardan biri düştü. Bu resim internet tıklarıyla bakıp seçtikleri şirin tatil köyünde çekilmişti. Genelde sarı ya da sarının tonlarından hardal sarısı döşenirdi bu tarzdaki yerler. Belki de bütçe yansıması böyle oluyordu. Hâlbuki beyazı çok severdi. Bembeyaz döşenmiş oda hayaliyle resimlere bakar, sarının tonlarıyla olanlara dört gece beş günlük rezervasyon yaptırır ve koca yılı bu birkaç günde boşaltırdı. Yolculuklarda iyi planlanmalıydı ve plan hataları hayal kırıklığı olmamalıydı. Geride bir gün tesadüfen önünüze döküldüğünde kendi izlerinize, o günün izlerine ya da değişime tebessümle eşlik edebilen olmalıydı. Ağlamak serbest olmalıydı çünkü yaş olgunlaştıkça kirpikler daha kolay ıslanıyordu. Yaşlılıkta ağır geliyordu. Zaman çabuk geçiyor isteklerimize uymayarak çoğu zaman çekilmez oluyordu. Evladınız büyüyordu ve elalemin adamını eş diye seçiyordu. Siz bir yandan mutlu olurken bir yandan kabul edemiyordunuz. Sizin minicik sevgiliniz yarına hazırlanıyordu. Sevgiliniz hazır oluyordu ayrılığa da siz ondan habersiz cesaret edemiyordunuz onsuzluğa. Sonra bir gün bir köşeye kaçıyor ve neşe içinde yapılan hazırlığa kendinize odanıza kapatarak, kaçarak hazırlanıyordunuz.

Evetlere saatler kalmıştı. Kızı için birkaç satır karaladı ve hiç vermeyecekleri arasına aldı. Ancak gerçekten gittiğinde tesadüfen bulacaklardı. Artık gerçek insanların gerçek sorunlarına farklı zamanlarda sahte sorunları olan sahte insanların oynadığı rollere konu olabilecek yeni adres doğuyordu. Hayatın kendisi yeniden yazılıyordu. Bir baba kalbi evladına kıyamıyor onu kaybetmekten korkuyordu. Bu yüzden herkesten saklı gözyaşlarını içinde kalmasını öğretmeye çalışıyordu. Kızını çok seviyordu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir