Home » KiÅŸisel Bir Åžey » Currently Reading:

Büyüdük De Kirlendik

Ocak 12, 2010 KiÅŸisel Bir Åžey 3 Yorum

Küçükken, kocaman bahçeli site içince bir blokta 5.katta kapı numarası dokuz olan dairede oturur üstüme gelen iki kardeşi sorunsuz hazmedip oyun kapılarının keşfedilesi dünyasında turlardım. Kooperatif sistemi çok popülerdi o zamanlar. Yıllarca ödenir, ortak paylaşımca fabrikasyon evler yapılır içleri azıcık değişik olan evler varlık belirtisi kabul edilirdi. Varlıklılar sınıfında olmasam da çok mutlu olanlar arasındaydım.

Kız çocuk erkek çocuk bir bahçenin hoplayan, zıplayan, bisikletini bir tur için ödünç isteyen, evine girip karnını rahatça doyuran, annesine bilmen ne hanım teyze diye hitap eden, babasının getirdiği çikolatayı rahatça paylaşabilendi. Her şeyden önce çocuk kalbinin küçük çırpıntıları komşular tarafından bilinir hoş görü ile o süreçler rahatça geçerdi.

Toplamda kaç kişiydik pek bilmiyorum ama Canan vardı en çok anlaştığım ve sevdiğim.  Ümmühan vardı. Aykut, Soydan, Şafak, Buket, Teoman, İnci ve şu an yüzlerini hatırlasam da isimlerini unuttuğum diğerleri.   Sabah dokuza kalmaz buluşurduk sitenin tam ortasında. Yaz akşamlarının zorunlu eve çağrılma faslına kadar doya doya koşar, bağırır, gürültümüzden azar işitir, elimiz yüzümüz pislik içinde dönerdik. Ellerimi yüzümü yıkayana kadar yorgunluk bastıran uyku da tatlıydı.

Büyüdük.

Az önce liste de adı olmayan biri vardı. Güzelliği dillere destan, zekâsı takdir gören, ailesi en sevilen, oğullarına eş, kendilerine gelin olması en çok istenilen.  Belki de bu yüzden hem en iyi arkadaş oluyordu hem de mesafeli bir yan. Biz büyüdük ve değişti dünya şarkıları gençliğimize eşlik ederken değiştik ve herkes hem kendi yollarına gitti hem de eski site küçüldü de küçüldü içine sığılmaz fabrikasyon istenmez oldu. Adresler değişti bir bir.

Ve yıllar sonra…

Arkadan bir sesin size seslendiğini duyarsınız.  O devasa boy birden küçülür de küçülür o tanıdığınız ve yine küçükken en çok dikkatini çeken ellerine bakarsınız onlar da silinmiş olur. Son bir gayretle simsiyah saçlarını ararsınız ama özgür değil kapatıldığını anlarsınız. Kapatılsa da çoktan grileşmiş olduğunu bilir sanki kendi saçlarınızın grisini bilmiyormuş gibi geçmişi ararsınız.  Adını söylersiniz şaşırdığınızı da ifade ederek size doğru öpülsün diye uzatılan eli sararak. Hemen yılların acımazsızlığı şikâyet konusu olur.  Merve’yi sorarsınız.

“O evlendi. Zengin bir aileye gelin gitti. Evin en küçük geliniydi. Dört eltisi vardı. Çocuk yakışıklıydı, çok yakışmışlardı. Ama ailenin en kötüsüymüş bize denk gelen. Bir akşam kafasına vazo fırlatmış. Yüzü kesildi. Sonra da kendini bilmeden birkaç ay yattı. Biliyor musun insan kendi kendine beynini yiyebiliyormuş. Adı neydi ki o hastalığın? Sonra yine hastalandı. Boşandı. Aklını kullanamayan biri haline geldi. Beynin de ki hasardan geçen ay kör oldu. Geçen hafta Bursa’da ameliyat oldu. “

Anlatmaya devam ediyordu. Kimseye belli etmesem de bazen kötüyüm. Duyduklarınıza alışmak kolay da birkaç soru sorup merakını giderdikten sonra hissettiklerinizi rafa kaldırmak etkileyici. Bu anlattıkları o güzeller güzeli arkadaşıma mı oldu? Eski arkadaşlara haber verilip bir ziyareti hak etmiyor mu eziciliğinde dinliyordum.   İşin garip yanı seviniyor muydum?  Dünyalar güzeliydi öylemi dünyalar güzeli… Son bir gayretle aklımdaki kötü düşünceleri geriye atıp hayatın izlerine şaşırıyordum. Hatta garip bir üşüme sarıyordu bedenimi. Kendimi düşünüyordum hatta çocuklarımı.  Kendinize hem kızıyor hem de kim bilir ne zaman hatırlayacağım bu anıyı geçmişe bırakıyordum.

lösemeli çocuklar vakfý

Sizde Dusuncelerinizi Bizimle Paylasiniz Su anda "3 Yorum"Yapilmis :

  1. calculus diyor ki:

    çok dokundu bu yazı bana, belki zayıf noktamdan vurduğu içindir. eline sağlık.

  2. neslihan diyor ki:

    Etkilendim. Yazıyı okuyunca arkadaşlarım aklıma geldi. Acaba şuan onlar ne yapıyorlardır. Anılarım ile boğuşdum şuan.

    Çok üzüldüm arkadaşına. Hep derler ki güzel olmuşsun neye yarar, talihin güzel olsun.

  3. Tüy Kalem diyor ki:

    Büyüdüm kabul ediyorum. Hiç olmazsa arada gidip o anlarımızı yeniden izleyebilmeyi çok isterdim.

Site ici Arama:

E Posta Abonelik:

E Posta Adresinizi Giriniz:

Tüykalem Facebook

Birazda Müzik :)

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!



Yazıya Yorum Bırakınız:








ilgili yazIlar:

İyi ki Doğdun

Mart 10, 2010

İyi ki Doğdun

Üç kardeşiz biz. İki kız bir oğlan. En büyükleriyim ben. Annemle babam otuz yılı aşkın süredir beraberler; kavuşma hikâyeleri de var. Yokluk ve zorluk gibi kavramlar bizim çok fazla hissettiğimiz duygu değil, ama birlikten kuvvet doğar ve çalışan her zaman kazanır sözü babamızdan örnek aldığımız davranış türlerinden biridir. Annem az, babam çok sever çocukları. Belki [...]

Çocuksuzsanız

Mart 1, 2010

Çocuksuzsanız

Maddi olarak sahip olamayacaklarınız olabilir. Çünkü gücünüz, performansınız yeterli olmayabilir ama sizden sonrakiler için zemin hazırlar emeğiniz. Yine de çabanızın karşılığını alırsınız. Ama canı acıtan sıkan bir durum değildir bu. Tabi bahsettiğim harcanan emektir. Yoksa iş güç sahibi olmamışsın, taşın suyunu çıkartmaya çalışmamışsın ve neden olmuyor diye soruyorsan hiç kendini sorularınla bunaltma derim. Bunlar hayat [...]

Büyüyorken Hastalıklar Hep Vardır Oysa…

Åžubat 9, 2010

Büyüyorken Hastalıklar Hep Vardır Oysa…

Çocukları büyütürken en önemli anları onların biraz daha büyüdüğünü anladığınız zamanları sanırım. Minicik genç bir adamım var ki beni kendisine deli gibi sevdalı hale getiren. Zamanı durdurmak istiyorum; Göğsünde uyutma sonra alıştırırsın itirazlarım içinde İlker’e iyi ki beni dinlememişsin demek.  Malum şu yaşlar minicik değil kocaman olmanın özenildiği yaşları ve biz biraz yasaklıyız. Anne bebek [...]

Blog Dergisi ve Tuykalem

Åžubat 6, 2010

Blog Dergisi ve Tuykalem

İlk zamanlar tereddütlerim vardı.  İnsan okunduğunu bilince tarifi zor heyecan yumağıyla kalbinin atışını ağzının içinde hissediyor. Sonra belki gerçek, belki sadece yazılmış olmak için yazılmış cümleler ruhunuzu okşuyor ve en iyisi dediğiniz anda daha iyi olun diye yazılmış iki satırla korkup kaçmak bile isteyebiliyorsunuz. Her şey de olduğu gibi profesyonel olmayı da zamanla öğreniyor, paylaşmaya [...]

Şiirin Kızkardeşi Öykü – Buket Uzuner

Åžubat 5, 2010

Şiirin Kızkardeşi Öykü – Buket Uzuner

Uzuner’in okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum ama kendi kaleminden dökülen öyküleme tarzını sevdim. Aslında okuyanı sıkmaması bakımından ve her hikayede yeni karakterlerle tanışmak ve hepsini yan yana dizdiğiniz de zihninizde birisini seçmek öykülerde başarıyı arttıran etkenlerden. Bu anlamda da bu kitap başarılı bence.
Birbirinden farklı karakterleri özellikle olgun yaş aralığında seçmiş. Beni en çok etkileyen çocukluk aşkına [...]