Thursday, November 23rd, 2017

Budala – Dostoyevski

İçinde aşk geçen ve saflığıyla budala imajı verilen adamın hikayesidir bu kitap. Yazıldığı yılları düşünüp günümüze kadar gelmesi, bir çok farklı basımı ile bazen tek ciltlik, bazen de iki ciltlik, bazen de dünya klasikleri paketinde başka bir kapakla okuyucunun ilgisi çeken eser. Yazı dili ve karakterleri düşünüldüğünde alıştığınız, şimdiki zamanı düşünüp beklentiye girmediğinizde bazen bir türlü bitmeyecekmiş gibi süren konu dağıtan paragrafları hoş görüyorsunuz. Bazen de basım hatasından kaynaklanan açılmış parantezin kapatılmamış olması benim gibi hafif takıntınızı tetikliyor olsa da kaleminizle kapatıyorsunuz.

Kitabın öne çıkan karakterlerinden Prens’in sara hastası olması ki bu karakter Dostoyevski’nin de sara hastası olduğu bilindiğinden kendisinden çok şey sunduğu inancını doğurmuş olup, daha incelenir gözle bakılmasına vesile olmuştur. Sakindir Prens Mişkin ve dünyasında yaşarken dikkatli, kontrollü ve iyi niyetlidir. Sever de sevilir de. Sevdiği kadın tarafından kandırılır, bırakılır ama yine de o sessizce arar bulur, yine de sevmeye devam eder. Sevildiği bilir, onu da bir şekilde sever ama olmaz işte. Aşk kitabıdır. Bin sekizyüzlü yılların karışık romanıdır. Geçmişten günümüze gelmiş ve okuyucusunun ilgisini çekmeye devam edecek ender çalışmalardan. Akıcı dili var. Kitaplığınıza katabileceğiniz türden.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir