Wednesday, March 29th, 2017

Aziz Bey Hadisesi – Ayfer Tunç

Uzun uzun sayfalardan sonra kısacık ama sıcak kitaplar çok iyi geliyor. Bir çırpıda su gibi okunmaları bir yana konu sizi sarıyorsa ohh mis gibi bir durum çıkıyor ortaya. Aziz Bey Hadisesi benim yazarın okuduğum ikinci kitabı. (Şubat ayı içerisinde aldığım ve beklettiğim bir kitabı daha var (Yeşil Peri Gecesi) onu da bu ay çıkmadan bitirmeyi planlıyorum. ) Kendisini okumak kısmetini bugünlere kadar ertelemiş olmak biraz canımı sıksa da kendisine ait tüm kitaplarını en kısa sürede okumuş ve bitirmiş olarak kitaplığıma katma fikrimle teselli buluyorum. Geç oldu ama sonu güzel olsun…

Kitapla devam edersek olay Aziz Bey ile meyhane sahibi Zeki Bey’in arasındaki kavgayla başlıyor. Zeki Bey’in vicdanı kavga sonrası gerçekleşen olaydan sonra onu haksız mıydım duygusuyla sarmalasa da derinden etkilenir ve Aziz Bey’in hikayesi başlar. Aziz Bey yumuşak huylu anne ile kendince kuralları olan babanın çocuğu olarak büyürken dedesinden kalan tamburu bulup onu çalmayı öğrenmesiyle devam eder. Büyür.  Heyecanları kendi için hayalleri olur. Yakışıklıdır. Gururludur. Kendi bildiğinden şaşmaz hali olur. Sık sık sevenleri olur ama kendi kimseleri sevmez sevemez. Sonunda kaçınılmaz son olur  Maryam’a aşık olur. Maryam, aşık olduğu kadın Beyrut’a gider. Genç Aziz Bey bir müddet onun mektuplarıyla avunur. Sonra bir gün baba oğul tartışmasında annesine rağmen kapıyı çarpıp evden ayrılır. Mayram’a  gider. Hayalleri farklıdır. Mutluluğuna adlar verir ama ne yazık ki sonunda kendi de çok sevdiği halde sevilmeyenlerden biri olur.  Bu acı tecrübeye bir de bilmediği dilin insanları eklenince ilk günler çok zor olur ve çocukluğunda çalmayı öğrendiği Tambur ekmek parası olur. Yurduna geri dönmek için ve hayatını sürdürmek için gerekli parayı akşamları çaldığı tambur sayesinde olur. Kalbinde Maryam’ın acısı olsa da sonunda İstanbul’a döner. Bir gün çarparak kapattığı kapıyı tekrar çalar ama bu sefer onu sadece babası karşılar ve asla onu içeri almaz. Çünkü annesi Aziz Bey’in gittiği gün hayatını kaybetmiştir. Aziz Bey sonrasında o eve girmek için çabalasa bile babası ne gönlüne ne de evlerine bir daha almaz oğlunu ve zaten sonunda da hayatını kaybeder ama bizim Aziz Bey aynı Aziz olarak İstanbul meyhanelerine de ün salarak tamburuyla yaşar gider.  Evlenir.  Aşık değildir ama eşinin masumluğumdan ürkekliğinden etkilenir. Bir dönem iyi yaşarlar fakat dönem değişir. Eğlence kültürü farklılaşır. Başına buyruk Aziz Bey’imiz alışkanlıkların değiştiği gerçeğini kabul etmek istemez. Her daim aranan isim değildir artık.  Maddi sıkıntılarla birlikte karısını düşünmeye başlar. Onu hep yalnız bıraktığını anlar ve bazı hataları düzeltmek istediğinde karısını kaybeder. Bu ölüm onu etkiler ve bir müddet işe ara verir. Kitabın hemen başlarında anlatılan hadise işte tam da bu olaydan sonra gerçekleşir. Tambur çalmak için Aziz Bey Meyhaneye gelir. İçeride bir grup genç vardır ve gönüllerinden yas tutmak geçmez. Aziz Bey’in kasvetli nağmelerinden mutlu olmazlar ve mekân sahibi Zeki burada Aziz’le bir konuşma yapmak durumda kalır. Aziz Bey Zeki’nin söylediklerini anlamak istemez ve tartışma çıkar. Aziz Bey yıkık bitik ve birazda tartaklanmış olarak evine döner ve vefat eder. Kitabımız burada biter.

Yazdıktan sonra fark ettim ki up uzun yazmışım. Normal de bu kadar detaylı anlatmamaya çalışıyorum kitapları ama kusura bakmayın. Umarım bu kadar bilgi okuma isteğinize zarar vermez. Keyifle okumanızı dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir