Aynı Kalan Şeyler
Ağustos 10, 2010 by Tüy Kalem
Filed under Şah-Mat, Son Eklenenler
Şirin mi şirin, neşeli mi neşeli bir aile cümbüş bir hareketlilikle İstanbul için iftar vakti sözünü duyar duymaz kolalarının kapaklarını yazıya dökemediğim bir sesle açar, tıs sesi yükselir ve bardağa doldurulup gözler kapalı ıııııhhh eşliğinde yudumlarken görülürler ekranda. Oyda ki seksenli yıllarda çok şuh hareket olarak kazınmıştır hafızalarımıza. Sonra reklam muhtemelen saniye bazında ödemesi yapılmış, bir başka kuşak için hazır bekletilir ve yenisi gelir. Sırada onca alıştırmama rağmen ikiye kırdığımda bırakın konu komşuyu kendimin bile ancak duyduğum sesiyle sütü bol çikolatalı tatlılar gelir. Ayy kapış kapış yenir mübarekler, çocukları geçtik koca koca bizlerin ağzında kalır kaşıklar. Ben bu reklamı her izlediğimde şimdi o kaşık canım beyaz koltuğa düşecek stresi yaşadığımdan son saniyelerine hiç yoğunlaşmıyorum. Neyse ki paniğe gerek yok çünkü bu aile sadece bu tatlıları tükettiğinden dolap hınca hınç dolu ve yenisi gelirken hop konu komşunun eve akın ettiği bölüme geçeriz. Misafirden pek hoşlanmayan birilerinin pek tercih etmediği tatlı olabilir. Dondurma ile bütünleştirilecek her tatlı (dondurmaya hiç dayanamadığımdan mıdır? Nedir? ) acayip güzel gösterilir. Normalde daha keserken eriyen dondurma o ekranda kalıptan yeni çıkmış gibi bekletilir ve bunu denemedim daha dur bunu da alayım dedirtir ve pat sıradaki. Ulusal gazetelerimiz yarışa girmiştir zaten. Koş vatandaş, al vatandaş, iftara sofralarınızda ne pişircen vatandaş, bak sana kimin kitabını veriyorum çok da değil sadece 29 kupana vatandaş deyip, sanırım birçoğu yıllardan beri aynı seslendirmenler olduğundan yadırgamadığımız reklamı sıradakine bırakırız. Ben de her seferinde şunu derim. İyide şimdi biriktirmeye başlasan arife günü kupan bitiyor eh daha önceden tecrübeyle sabittir en az kırk günde kitabın elinize geçmesini bekliyorsunuz bu yıl geçti seneye artık düzeltmesi ile zap isteği duymaya başlarım.
Sayılı gün çabuk geçer denilse bile geçmeden önce bilmediklerimizi öğrenme aşkına tutulduğumuzdan, bilmediğimiz ne varsa sormak isteriz. Bunların birçoğu eskiden Zekeriyacım tarafından cevaplanırdı; ama ben artık Cübbeli cevaplısın istiyorum, zira kendisi çok daha konuşkan çağa uygun sohbetine kendimi kolay kaptırdığımdan daha iyi olur düşüncesindeyim. Zaten tam zamanı aklınızda ne varsa gidermek için. Su, rakı balık, sakız ile diş fırçalamak ile sevişgenlik alanlarımız bir türlü kafamızda oturtamadığımız ana başlıklarımız. Artık bu yıl ki türetebildiğimiz soru zevzekliği bugün yarın başlar umuduyla çok orijinal sorular beklediğimi de ekleyeyim.
Her ramazan denildiğinde bu sıraladığım, biraz komik olsun diye de karaladığım satırlar aklıma düşer benim. Konumu itibariyle dikkat çeken sınırlarımız ve yine içinde yaşayan coğrafya farklılığından alışkanlıklar değişti. Ama bir yanıyla o günlere özel ilgilerin artması sevindirir beni. Hacivat ile Karagöz beklemiyorum ama pide sadece bu zamanda tükettiğim için sevdiklerimden. Tutup tutmama konusunda herkes kendi bilir, bende dahil. Sevmek başka yerine getirmek başka. Neyse konumuz kimimizin ne yaptığı değil bir yıllık zaman geçmesine rağmen bazı şeylerin aynı kaldığını anlatmaktı…