Sunday, November 19th, 2017

Aşk ve Acı İhanet ve Kehanet – Rahmi Vidinlioğlu

Mart 24, 2010 by  
Filed under Kütüphanem, Yerli Kitaplar

Farklı. Alıştığımız gibi değil. Ne çok özgür ne de çok akıcı olamıyorsunuz bazen. İçinde kaybolabileceğiniz cümleler olduğu gibi bu sözlere dikkat et üzerinde düşün      der gibi büyük harflerle yazılmış kelimeler de var. Okurken kaçırdığım bir detay olabilir mi, bir yerlerde başka bir kapının açılışı bu cümleler olabilir mi diyerek okudum bazen. Çünkü başlangıçları aynı, anlamları farklı ve uzun uzun kurulmuş cümleler vardı.

Sedat ve Pınar bu kitabın kahramanları ve “Şizofreni Yalnız Oynanmaz” da ki gibi anlatımla karşılıyorlar bizleri. Şiirsel konuşma ve devrik cümleler yine tanıdık. Kahramanlarımızın hayatlarına dâhil oluyorsunuz ve bu dâhil de geçmişe dair bilinmezlik, yaşamlarını nasıl devam ettiriyorlar, kimlerdir belirsizliği cevaplanmadan devam ediyor. Her karakter aynı dille konuşuyor. Tam olarak akıp giden romanlardan değil. Hani, başka tasvir edilmeli belki. Bir şeyler eksik olmasına rağmen hikâye de değişik üslubuyla bağlayıcıda. Farklı bir anlatışın adı olmuş ve ileride kendisi gibi yazanların sayısını artıracağına inanıyorum. Yeni bir betimleme bulunmalı belki de. Zira roman değil, şiir değil ama farklı. Ayrıca sık okuyanları bile zorlayabilecek, çok az ya da hiç kullanılmayan kelime yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Mitolojik unsurları bilmek de gerekiyor ve bir noktada tanıdık gelebiliyor bu kitap; ihanetin varlığıyla. Düşünmedim değil, çok derin sevda masalında kötü bir darbenin izlerimi bu denli coşturuyor Vidinlioğlu’nu bu denli konuşkan yapıyor. Gerçekler Vidinlioğlu’nun dünyasından kalemiyle bizlere aktardığı gibi olabilir de sadece içine dönük, zor olduğu kadarda bizlerden birilerinin yansıdığı karakterleri farklı dünyalardan çok iyi analiz etmiş olması olabilir de. Ama sonuç olarak farklı konuşuyor ya da anlatıyor. Okunası.

“Aşk ve Acı İhanet ve Kehanet – Rahmi Vidinlioğlu” için 2 cevap

  1. Edebiyatta kalıcı olmanın yolu bir üslup yaratmaktan geçiyor bence. Yazarken klasik roman kuramı umrumda bile değil! Bu şekilde yazılmış sayısız roman var ve artık gerçekten çok sıkıcılar. Bence herşey destansı anlatılmalı. Yoksa sıradan olaylardan bahsediliyor aslında. İçilen iki fincan çayın nasıl anlatıldığı o iki fincan çayı bambaşka bir hikayenin konusu yapmaya yeter de artar bile.

    Diğer yandan hiç kimsenin içinde “derinlerde” hissetmeyi başaramadığı olayları yazabileceğine inanmıyorum. Ben, evet, biraz büyütüyorum… Abartıyorum… Ama aşk böyle bir şey… Aşk abartıldığı için aşk…

  2. Tüy Kalem dedi ki:

    Edebiyat dünyasının dilini kullanan isimlerden biri olarak kendi dilinizin adı olmuşsunuz bence. Okuduğum her iki kitabınızda bu böyle. Diğerlerini henüz okumadım ama sizi okuyan, destekleyen takipçilerinizin aynı düşündüğünü düşünüyorum ki bu yüzden başarınız geliyor. Tekrarlamış oluyorum ama farklı,alıştığımız gibi değil.

    Anlatmak zordur. Hele yaşanmışlığı ya da yaşanılası olanı. Hepimizin hayatında bir çatı,bir sevdalı , birde çatılı sevdanın adı olacaktır. Paylaşmış olabilmeniz güzel. Kimbilir kimlerin hayatından geçen zamanın konuşanı oldunuz. Tebrikler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir